Fenerbahçe Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2011 Cumartesi

5'te 5 Yaptığınız Zaman Konuşalım


Fenerbahçe Spor Kulübü başardı.

Geçen sezon kıyısından döndüğümüz ülke sporunun 3 ana branşındaki tüm şampiyonlukları kazanmayı bu sezonun sonunda başardık. Dün akşama kadar kazanılmış olan 4 şampiyonluk kupasına eklenecek son halkayı erkek basketbol play-off final serisinde bekliyorduk. Rakip te malumunuz ezeli rakip Galatasaray idi. Serinin 5. maçını son saniyede kazanınca hevesleri canlanmıştı ve evlerinde oynayacakları 6. maçı da kazanarak finali son maça taşımak istiyorlardı.

Olmadı, Fenerbahçe evinde bitiremediği seriyi deplasmanda 91-88 kazanarak 4-2'ye getirdi ve son 5 sezondaki 4. şampiyonluğunu kazanmayı başardı. Bu şampiyonluk kendisinden daha fazlasını ifade ediyordu; sadece bir şampiyonluk değildi. Fenerbahçe Spor Kulübü, Türk sporunun takım sporlarında en çok takip edilen 3 branşı olan futbol, basketbol ve voleybolda mücadeleye katıldığı tüm takımlarıyla şampiyonlukları süpürüyordu. İnanılmaz büyük bir başarı, tarihe geçecek ve hatırlanacak kadar önemli bir başarı. Mücadele eden, emek veren herkese helal olsun!

2010-2011 sezonuna dönüp bakıldığında hatırlanan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bu büyük başarısı olacaktır. Biliyorum ki bu büyük başarıya dudak bükenler, sıradanlaştırmaya çalışanlar veya görmezden gelenler var; onlar hep olacaklar.

O halde onlarla şöyle anlaşalım;

5'te 5 yaptığınız zaman konuşalım.

Görüşmek üzere..

15 Haziran 2011 Çarşamba

Konsantrasyon


Dün akşam hem takımın hem de tribünlerin konsantrasyonu hiç yerinde değildi. Sonucu da hayal kırıklığı ve üzüntü olarak karşımıza çıktı. Cumartesi akşamı Abdi İpekçi'de kazanıp seriyi 3-1'e getirmek o an için gayet güzel olsa da dün akşam oynanan serinin 5. maçında 3-1 önde olmanın ve evinde şampiyon olma fırsatının yarattığı ruh hali Fenerbahçe için bir bütün halinde sorun olmuş ta haberimiz yokmuş!

Maçı son saniye basketi ile mucize bir şekilde kaybetmiş olmak maç içindeki ortalama kötü oyunu ve bir önceki blog yazısında tribünlerin önemine vurgu yapmaya çalıştığım çağrının bir işe yaramayan etkilerini konuşmaya engel değil.

Takım ev sahibi avantajı ile seriyi bitirip şampiyon olurum tadında bir konsantre halindeyken o ev sahibi avantajının birincil etkeni taraftar ise şampiyonluğu kutlamak derdinde ama bunu pasif bekleme şeklinde sürdürmekte ısrarcı. Takıma destek vermeye çalışan az sayıdaki kitle ise sürükleyici değil, yanlış tercihler vs. ile ağırlıklı bir konsantrasyon kaybı içerisinde.

Bütün bu tatsız görüntüye rağmen kazanabilirdik. Geri düşülmesine rağmen öne geçmeyi başarmışken son hücumu çok kötü kullanmasak veya ardından savunma yapabilsek, o son saniye şutu çemberden sekse..ama ne fark eder ki? Herkes kolaya kaçmış, şampiyonluk gelsin diye bekliyor.

Kimse beklemesin, o şampiyonluğu istiyorsak gidip alalım.

Hala orada, bir adım uzakta duruyor..

13 Haziran 2011 Pazartesi

Şampiyonluk Bir Adım Uzakta


Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan Erkekler Basketbol Ligi play-off final mücadelesi devam ediyor. Bloga bir önce yazdığım yazı üzerinden 2 maç daha geçti. Maçlar Galatasaray'ın ev sahibi konumunda olduğu Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynandı.

Evindeki 2 maçı da farklı skorlarla kazanan Fenerbahçe deplasmandaki ilk maçı uzatma sonunda 97-93 kaybetti. Serinin 3. maçını izleyemedim ama konuşulanlar takımın maçı iyi oynamadığı ve de iyi bitiremediği şeklindeydi. Seri başlarken deplasmanda 1 maç kaybetmeyi hesap ediyordum kendime göre, o da bu maç olmuş. Galatasaray'ın da serinin 3-0 olmaması için takım ve tribün olarak çok motive olacağını kestirmek zor değildi.

Cumartesi oynanan 4. maç kritikti. Motive olmuş ve taraftarı önünde seriyi eşitlemek için bir şansı daha olan Galatasaray'ın hevesini kırmak için deplasmanda kazanmak gerekiyordu. Maçın 2. çeyreğinde geri düşmesine ve Galatasaray bu maçı da mı kazanacak hissini uyandırmasına rağmen 3. çeyrekten itibaren kontrolü eline alıp öne geçen Fenerbahçe farkı belli bir seviyede tutarak Galatasaray'ın yakınlaşmasına izin vermeden deplasmanda 85-74 kazanmayı başardı, seriyi 3-1'e getirdi. Ukiç'in gayet iyi bir maç oynadığını, Oğuz Savaş ve Emir'in dikkate değer katkısının olduğunu belirtmek gerek.

Artık şampiyon olmak için bir maç kazanmak gerekiyor. Serinin 5. maçı yarın akşam Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak ve taraftarın biletleri 2 saatte tüketirken yakaladığı motivasyonu yarın takımı desteklerken de görmek istediğimi açık ve net söylüyorum. Taraftarın rakibi boğacağı, Fenerbahçe'nin şampiyonluğuna katkısının olacağı tribünlerdir istediğim.

Yarın kazanarak Türk Spor tarihinde kimilerinin dudak bükeceği, bizim ise büyük gurur duymamıza neden olacak aynı sezon içinde kazanılan şampiyonluklara eklenecek son şampiyonluğu bekliyoruz..

Büyük başarıya bir adım uzaklıktayız.

7 Haziran 2011 Salı

Yolu Yarıladık


Erkekler Basketbol Ligi play-off final serisinde yolları kesişen Fenerbahçe ile Galatasaray 26 yıl sonra şampiyonluk için mücadele ediyorlar. Ligde karşılıklı birer galibiyetin alındığı seri 0-0 başladı ve bildiğiniz üzere şampiyon olmak için 4 kez kazanmak gerek. Ben bloga bu yazıyı yazana kadar seride 2 maç geride kaldı.

Final serisine ligi lider tamamlayan Fenerbahçe ev sahibi avantajını elinde bulundurarak başladı ve Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan 2 maçı da farklı skorlarla kazanarak şampiyonluğa giden yolu yarıladı.

Serinin 4 Haziran Cumartesi akşamı oynanan ilk maçını 81-59, dün akşam oynanan 2. maçını ise 95-74 kazanan Fenerbahçe, Galatasaray karşısında 2-0 öne geçmesinin yanı sıra 2 maçta da sırasıyla yakaladığı 22 ve 21 sayılık farklarla da rakibinin şampiyonluk hevesini kıran mesajlar verdi.

Seri şimdi Galatasaray'ın ev sahibi konumunda olacağı Abdi İpekçi Spor Salonu'nda devam edecek. Galatasaray taraftar baskısıyla serinin 3-0 yerine 2-1 olması için elinden geleni ardına koymayacaktır. Fenerbahçe sakin olmalı, potansiyel gücü dış etkenlere rağmen sahaya yansıtmalı. Sonuçta serinin iyice Fenerbahçe'den tarafa kırılması Abdi İpekçi'de alınacak bir deplasman galibiyetine bağlı ve bu galibiyet oradaki ilk maçta gelirse bu Galatasaray'ın havlu atması demek, hatta biraz ileri giderek Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı geçip 5. şampiyonluğuna ulaşması demek.

Futbol, erkek/kadın voleybol, kadın basketbol şampiyonlukları ardından büyük başarının tamamlanması için şimdilik beklemedeyim.

Az kaldı..

21 Ocak 2011 Cuma

Bu Kez Olympiakos Deplasmanı


Fenerbahçe erkek basketbol takımı Euroleague TOP 16 grup maçlarının ilkinde tarihi bir işe imzasını atarak Olympiakos'u deplasmanda 70-84 ile mağlup etti. Avrupa'da bu seviyede galibiyetleri alınca hep destan denir ya; işte tam karşılığı, sonuna kadar o anlamı hak edercesine!

Sezon başından beri belli bazı sıkıntıları olmasına rağmen çok önemli performans gösteren Fenerbahçe, çok büyük işler yapmaya ve hepimizi gururlandırmaya devam ediyor. Aynı sezon içerisinde Barcelona deplasmanında alınan galibiyetten sonra yine deplasmanda gelen bu Olympiakos galibiyeti büyük hedeflere doğru yanan ışığın önümüzü ne kadar aydınlattığına dair çok kuvvetli göstergeler.

Takımın mücadelesi ve bugüne kadar başardığı işler kalbi Fenerbahçe ile atan milyonları fazlasıyla heyecanlandırıyor. Önümüzdeki hafta kendi sahamızda oynayacağımız Valencia maçında taraftarın etkili desteği çok önemli bir görev. Formasını sonuna kadar terleten oyuncuların da bu desteği hak ettikleri çok aşikar.

Dün gece destan yazanlara helal olsun,
Onlar tarihe notlarını düştüler, hepimizi çok gururlandırdılar.

ve Fenerbahçe ismi,
Avrupa'nın üzerinde yükselen güneş gibi.

26 Kasım 2010 Cuma

Fenerbahçe Spor Kulübü


Fenerbahçe Spor Kulübü ismi içerisinde geçen Spor kelimesinin Türkiye'de hakkını veren, vermek için çabalayan, mücadelesine devam eden ve bu yolda son yıllarda giderek artan bir ivme yakalayan tek kulüp. Hatta biraz ileri götürerek dünya üzerinde örneği az olan, branş sayısı gözeterek bu kadar fazla zirve mücadelesi yapan kulüp yok demek yanlış olmaz.

Herşeyin sonunda futboldaki başarıya bakılan ülkemizde özellikle futbol ardından gelen basketbol ve voleybol branşlarında hem erkek hem kadın takımlarının hafta içerisinde Avrupa'da aldığı galibiyetler ilk paragrafın öyle boş olmadığının ince ve güzel detayları..

Geçen sezon hem erkek hem kadın basketbol ve voleybolda gelen Türkiye ligi şampiyonlukları hatta kadın voleybolda Avrupa'da finale giden yol bu sezon branş sayısı artarak devam etme sinyallerini güçlü veriyor.

Fenerbahçe Spor Kulübü emin adımlarla yoluna devam ediyor..

22 Kasım 2010 Pazartesi

Akatlar'da Değerli Galibiyet


Geride kalan hafta Euroleague'de Cholet deplasmanında alınan ilk mağlubiyet sonrası ligde çıkılan Bjk deplasmanı rakip taraftarın yarattığı ortam, Iverson transferi ve onun üzerinden oluşturdukları beklentiler..Olağan Fenerbahçe nefreti ile yaratılan motivasyonu zaten bilirsiniz..

Çocuklar dışarıdan gelen sesleri ve rakibi etkisiz hale getirdiler ve oradan 74-67 ile galip çıktılar.

Beşiktaşlılar Iverson'ın NBA'de süpersonik rakamlara ulaştığı zamanları düşünüp aynısını Fenerbahçe'ye yapmasını beklediler belki ama Iverson'a çok yüklenmek yerine mantaliteye biraz yüklenmek gerek sanırım..

Fenerbahçe formasını o salondan galip çıkaranlar çok değerli bir işe imza attılar..en büyük keyfin Fenerbahçe'yi yenmek olan, küfürün nefes almaktan öne geçtiği yerde kazanmak değerli.

Şimdi h.içi Rytas deplasmanında çok zor bir maç bizi bekliyor, aynı mücadelenin sürmesi dileğiyle..yenilse bile sonuna kadar savaşan Fenerbahçe..

11 Kasım 2010 Perşembe

İyi Gidiyoruz!


Barcelona deplasmanında alınan o büyük galibiyetin yalnız ve güzel bir anı olarak kalmaması, Euroleague yolunun uzun mücadelesinin tutarlı devam etmesi açısından Siena'yı da yenmek çok önemliydi. Fenerbahçeli basketbolcular bu durumun farkında olarak son dönemin salondaki en kalabalık taraftar desteğini de alarak ve yine çok iyi mücadele ederek 81-68 galip geldi. 4'te 4 yaparak hepimizi gururlandırmaya devam ediyorlar.

Euroleague'de oynanan ilk 4 maç haftasının sonunda yenilgisiz tek takım olmak ve grubun öne çıkanları karşısında elde edilen galibiyetler yazının başlığının gayet açık ve haklı karşılığı. Dün akşam da Siena karşısında gösterilen savunma ve Barcelona 61 sayısından sonra Siena'yı da 68'de tutmak önemli başarı. Takımın ortaya koyduğu performanstan umutluyum aynı zamanda içinde bulunduğumuz ligin ne kadar zor olduğunu bilecek kadar da gerçekçi.

Branşlar ve dolayısıyla rakipler de şartlar da farklı ama ben bu güzel başlangıcı 2007-08 sezonunda futbol takımının başladığı Şampiyonlar Ligi performansına benzettim. O günlerde Zico ile çıkılan yolun devamında Fenerbahçe Avrupa üzerinde yükselen güneş olmuştu.

Dileğim Fenerbahçe basketbol şubesinin de iyi başladığı bu zorlu Euroleague yolunun uzun sürmesi ve sonunun herkesin aklında kalacak bir şekilde gelmesi.

Yazının sonunda daha da fazla ayıp etmeden kadın basketbol takımına da hakkını teslim etmek ve tebrik etmek isterim. Onların da lige 3'te 3 yaparak girmeleri ve potansiyelleri bir diğer umudumuz.

İyi gidiyoruz!

5 Kasım 2010 Cuma

Barcelona Deplasmanında Zafer


Fenerbahçe erkek basketbol takımı dün akşam Euroleague'de Barcelona deplasmanında çok büyük bir işe imza attı, çok büyük bir zafer elde etti. 69-61'lik skorla Barcelona'ya karşı deplasmanda elde edilen bu galibiyet tarihteki yerini alırken Fenerbahçe'ye tutkun olan bizlerin maçın sonunda gözlerinin dolmasını sağladı.

Barcelona karşısındaki mücadele, özellikle muazzam savunma, rakibin gücü karşısında gösterilen direnç alkışı, tebriği, helal olsunu fazlasıyla hak ediyor. Bu Barcelona geçtiğimiz sezonun Euroleague şampiyonu ve sezon başında oynanan hazırlık maçında da NBA'in potansiyel şampiyonluk adaylarından LA Lakers'ı deviren bir takım. Ayrıca evinde Türk takımlarına karşı oynadığı tüm maçları süpürmüş bir takım. Neresinden bakılırsa bakılsın büyük iş!

Dün gece Fenerbahçe bu sezon ulaşmak istediği Final-Four için önemli bir ışık yaktı. Bu büyük zaferin devamı için grupta aynı mücadelenin gösterilmesi, Barcelona deplasman zaferinin yalnız bırakılmaması gerek.

Sırada gelecek hafta çarşamba akşamı Siena maçı var. Bu maçta Barcelona üstüne alınacak bir galibiyet çok güzel olacak. o akşam Sinan Erdem'in fazlasıyla dolması ve desteğin, teşekkürün esirgenmemesi önemli.

Tarihi zaferde emeği geçen herkese teşekkürler, helal olsun!

3 Haziran 2010 Perşembe

Şampiyon Fenerbahçe


Şampiyonluk tüm Fenerbahçelilere kutlu olsun!

hak ettik ve kazandık.

maçın analizine, detaylara girmenin bir anlamı yok ama Fenerbahçe maçın başından sonuna öyle bir üstünlük kurdu ki işin noktalanması adına önemli bir mesaj verdi.

bu şampiyonluğu ne kadar istediğini göstermek ve bunu sonuna kadar hak etmek!

aslında sıkıntılı geçen, istenilen çizgide gitmeyen sezonun şampiyonluk ile noktalanması da taraftarda farklı bir his, mutluluk yaratır, bu sezon öyle oldu, sıkıntılı ama sonu çok mutlu!

ve önemli bir detay, bu son 4 sezondaki 3.ncü şampiyonluk. amatör şubelerine önem veren, hedefler koyan Fenerbahçe Spor Kulübü için emeklerin karşılığı alınmış bir başka başarı.

sezonu kapattık ve geriye dönüp baktığımızda aynı sezona sığdırılmış erkek / kadın basketbol ve voleybol şampiyonlukları ve bu şubelerin şampiyonlukları yanına eklediği diğer önemli başarılar..

Türkiye'nin tek gerçek spor kulübünün Fenerbahçe olduğunu söylemek ukalalık olarak algılanmamalı tersine Fenerbahçe'den nefret edenler veya başka tarafta olanlar için kendi gönül verdikleri kulüplerin de bu başarıları yakalaması için heves uyandırmalı.

her şeyden önce saygı duyulmalı. biliyorum bu mevcut nefret ile çok zor ama en azından farkında olunmalı..

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Erteleme


Final serisinin 5. maçı da geride kaldı. Fenerbahçe 3-1 önde geldiği Ayhan Şahenk'te kazanıp şampiyonluğu kutlamanın, Efes Pilsen ise seriye tutunmanın peşindeydi.

biz yine Efes Pilsen yönetiminin 35 liralık bilet fiyatıyla caydırma politikasını elimizin tersiyle itip salondaki yerimizi aldık. serinin ilk 2 maçına göre de haliyle Fener tribünü full doluydu, buradan çıkacak galibiyet şampiyonluğu yerinde görmek demekti fakat bu salonun bizimle ilgili bir sıkıntısı var ve şampiyonluğu Ayhan Şahenk'te kazanmak bunu kırmak için harika diye düşünürken maçın genelinde istediğimiz oyunu oynayamadığımızı kabul ederek salondan 83-79 mağlup ayrıldık. şampiyonluk kutlaması ihtimalini çarşamba akşamı Abdi İpekçi'deki maça erteledik.

maçta Fenerbahçe iyi oynayamadı dedim, doğru istediğimiz savunma bu değil, hücumda pek fena tercihler ile neredeyse hep geriden takip eden, yakalamaya çalışan olduk..bir ara maçın 3. çeyreğinde güzel bir seri ile öne de geçmiştik (yanılmıyorsam 54-51) fakat Efes Pilsen dışarıdan atan ellerine bakıp; maçın sonunda ıskalamadan şut sokunca kaybetmek kaçınılmaz oldu.

Efes'in dışarıdan atan elleri demişken; istatistik kağıdına baktığımda 3 sayılık atışlarda Charles Smith 4'te 3 ve Rakocevic te 6'da 3 atmış.

mesela Fenerbahçe ise serbest atış çizgisinde 27'de 16 isabetle pek kötü.

Şampiyonluğun ilanı için erteleme dedim, Fenerbahçe kaybetmesine rağmen 3-2 önde ve çarşamba akşamı dolu tribünler önünde bunu başarabilir. aksi sonucu düşünmek istemiyoruz, tabii ki ihtimaldir ama Fenerbahçe halen avantajı elinde tutuyor..

28 Mayıs 2010 Cuma

Muhteşem Geri Dönüş!


Fenerbahçe ile Efes Pilsen arasındaki final serisinin 4.ncü maçı yine unutulmaz anlara sahne oldu. muhteşem bir geri dönüş performansı gösteren Fenerbahçe seride durumu 3-1'e getirdi ve biz salonda olanlar bunu yerinde görebildiğimiz, takımı arkadan alenen ittiğimizi bildiğimiz için çok mutluyuz.

maçla ilgili tribünden gözlemim şöyle;

Abdi İpekçi'de oynanan bir önceki maçın tam tersine oyuna istediği şekilde giremedi Fenerbahçe ve ilk çeyrekte skoru yakın tutabilmesine rağmen (17-19) 2.çeyrekten itibaren Efes Pilsen hücumlarına savunma direnci gösteremeyince fark yavaş yavaş açılmaya başladı ve devreye 10 sayı geride girdi (32-42).

3.çeyreğin ortalarına gelinirken fark Fenerbahçe aleyhine 17 sayıya kadar çıktı ve salonda herkes yanındaki arkadaşına bu maçın döneceğine dair hiçbir sinyal yok derken..? işte basketbol böyle bir oyun..hele de bir de evsahibi iseniz, size o muhteşem geri dönüşte fitili ateşleyecek taraftarınız güzel bir asist yapar, buna hazırdır! ve bu gerçekten önemli bir ayrıntı..nitekim maçın başı Fenerbahçe çatısı altında konuşabileceğimiz apayrı bir konunun protestoları ile geçerken -ki sürecin basketbol ile uzaktan yakından alakası olmadığı gibi, 1 gram faydası da olmamıştır- herşeyin tam tersine lehimize dönmeye başladığı 3.çeyrekten itibaren taraftarın oyuna konsantresi ve dolayısıyla katkısı karşılaştırılmalı..

3.çeyreğin ortalarında başlayan o geri dönüşte herkesin katkısı var ama 2 ismi öne çıkarmak istiyorum, Preldziç ve Greer. güzeller güzeli işler yaptılar ve Efes Pilsen'in umudunu kıran seri sayılar attılar.

bu galibiyet gerçekten çok önemliydi, bir önceki yazıda Fenerbahçe'nin bu şampiyonluğu çok istediğini yazmıştım, hala çok istiyor, sahadaki mücadele (şimdi aklıma son çeyrekte Preldziç'in dışarı çıkan topa uçması ve kaleci gibi sahaya çevirmesi geldi) bunu net gösteriyor.

geçen sezon 2-0'dan kaybedilen şampiyonluk demiştik ama 3-1, 2-0'dan çok farklı.

ve Efes'in gardı düştü bence..
şimdi sezonu şampiyonlukla bitirmek için 1 galibiyete ihtiyaç var.

25 Mayıs 2010 Salı

Bir Adım Öndeyiz


Final serisinin 3.ncü maçı bu akşam Abdi İpekçi'de sezonun genelini düşününce hatırı sayılır bir taraftar sayısı önünde oynandı. Taraftarın sezon boyunca pek arka çıkmaya niyetli olmadığı erkek basket takımı Final serisinin evdeki bu ilk maçında olması gereken destekle başladı maça..ve de gayet hızlı bir başlangıç..

İlk çeyrekteki bu hızlı giriş skora ziyadesiyle yansırken hücumdaki pas organizasyonları, topu pota altında uygun adama indiren akıl işleri göze hoş gelirken savunmanın direnci de gayet iyiydi. Efes Pilsen hücumları duvara çarparken, güzel ve yüzdeli hücumlar ile Fenerbahçe serinin ilk maçındakine benzer önemli bir fark yaratıp; ilk çeyreği 27-15, devreyi ise 38-27 önde kapadı.

bu tip güç dengesi yakın takımlar arasında oluşan çift haneli farklarda -eğer tabi çok ekstra bir farkı aşmadığında - buna suni fark derler basketbolla ilgilenen kişiler..nitekim 3.ncü çeyrekte Efes Pilsen bir geri dönüş gerçekleştirdi ve o farkı kapadı (serinin ilk maçında da devreye 15 fark ile girip bir ara 7-8'lere kadar getirmişler fakat Fenerbahçe daha fazla izin vermemiş ve maçı farklı kazanmıştı) bu çeyrekte ilk yarıdaki savunma sertliğinin bir süre için bozulması Fenerbahçe için negatif bir iş olurken çeyreğin sonunda Efes Pilsen kenardan bulduğu 3 sayı isabeti ile ilk kez öne geçmiş oldu.

Yine bir reaksiyon gerekiyordu ve Fenerbahçe bunu gösterebildi, geriden gelerek farkı kapayan ve hatta öne geçen takıma o psikolojik avantajı tanımadılar. son çeyrekte muazzam bir heyecana sahne olan maçta Efes Pilsen Charles Smith ile peşpeşe 3'lükler kaydederken geri dönmesinin Fenerbahçe için inanılmaz faydalı olduğunu düşündüğüm Vidmar, son anlardaki Ukic performansı ve Mirsad'ın son hücumda Ender'i kesmesi ile Fenerbahçe maçı 72-70 kazanarak seride bir adım öne geçti (2-1).

Geçen sezon 2-0 öndeyken 4-2 kaybedilen bir şampiyonluk hala aklımızda ama serinin genelinde, geride kalan 3 maça bakarak şunu söylemek mümkün: Fenerbahçe bu şampiyonluğu çok istiyor!

biz taraftar olarak yoğurdu üfleyerek yemeye devam edeceğiz, en azından bir süre daha..