Bienvenu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bienvenu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Sonuna Kadar Şampiyonluk Kovalayan Fenerbahçe!


Bu mücadele bizim için o kadar önemli ve gurur duymaya sebep bir mücadele ki siz fırsattan istifade edip Fenerbahçe'yi şikeci diye damgalayanların ve kendini tertemiz ilan edenlerin anlayamayacağı birşey! Biz Fenerbahçe'yi şampiyonlukları için sevmiyoruz ama o şampiyonluklara giden yolda verdiği mücadele için, sporcuların döktüğü ter için, sonuna kadar şampiyonlukları kovaladığı için çok seviyoruz.

Dün akşam Avni Aker deplasmanında, deplasmandan ziyade nefret ortamında, belki kendi takımlarına olan sevgiden daha fazla nefret hissi ile dolu tribünlerden oluşan bir ortamdan sonuna kadar hak ederek, emeğiyle, alınteri ile kazandı Fenerbahçe, hem de puan kaybettiği taktirde kendi evinde Beşiktaş ile oynayan Galatasaray'ın kazanması halinde sezona nokta koyma baskısı altında iken kazandı. Bu o kadar sıradan, kolay bir iş değil!

Maç boyu yaratılan ortamın, tribünlerin, yabancı maddelerin, Trabzonsporlu oyuncuların kasti tekmelerinin arasından çıkmak, takır takır oynayarak, bileğinin hakkıyla kazanmak sadece 1 galibiyet değil, olmamalı. Dün akşam oynanan maç yaklaşık 11 aydır geçen sezonki şampiyonluğun kendi hakları olduğunu, Fenerbahçe'nin şike yaparak şampiyonluklarını çaldığını söyleyen Trabzon camiası için çok ağır bir yutkunma sebebi olmalı.

Fenerbahçe'nin deplasmanda Emre, Bienvenu ve Cristian'ın golleriyle 3-1 kazandığı zafer bu sezon içinde oynanan 4. Trabzonspor maçında elde ettiği 3. galibiyet olarak kayıtlara geçti. Geriye kalan maçın Avni Aker'de normal sezonun 33. haftasında 1-1 berabere bittiğini ve o maçta Fenerbahçe'nin 3 topunun direkten döndüğünü ve yine çok iyi oynadığını hatırlıyoruz. Peki bu ne demek? Yani sen şikecisin, şampiyonluğumu çaldın, şike yapmadan başarılı olamazsın ama böyle bir sezonda beni 3 kez yenmiş, birinde de direklere takılmış olabilirsin mi demek?

Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, Fenerbahçe'nin emeğine, alınterine leke süremezsiniz demek. Bu, Fenerbahçe'nin mücadelesine boş yere laf edersen o laf senin boğazına düğüm olur demek, yutkunamazsın demek. Bu, malum operasyonun torpillisi olmana rağmen utanmadan şampiyonluğum çalındı, hakkım yendi diye ağlamanın ne kadar yalan olduğunu fark etmek zorundasın demek.

Benim için Fenerbahçe futbol takımı bu sezon tarihe geçmiştir. Sezon boyu yargısı, emniyeti, medyası ile oluşturulan kamuoyu algısı, kurnaz rakiplerin durumdan istifade etmeleri vb. birçok etkene rağmen şampiyonluğu son maça kadar kovalayan, kupada finale adını yazdıran Fenerbahçe geriye kalan 2 maçın sonucu ne olursa olsun benim gururumdur, onurumdur.

Bu süreçte başımızda olduğu için çok mutlu olduğum Aykut Kocaman'a ve sahada ter döken, emeğine mücadelesi ile sahip çıkan bütün futbolculara şimdiden helal olsun.

30 Ocak 2012 Pazartesi

#1000 Galibiyet


Fenerbahçe 1959'dan bu yana kayıtlara geçen lig tarihindeki 1.000. galibiyetine Mersin İdman Yurdu karşısında 2-1 kazanarak ulaştı. Goller Bienvenu ve Stoch imzalı.

Bienvenu üzerine yapışan o kötü algıya rağmen dün ligdeki 6. golünü kaydetti. Çalışkan ve gayretliydi, elinden geleni yaptı. Stoch ise Fenerbahçe forması ile artık oldu dediğimiz oyununa müthiş goller eklemeye devam ediyor. Bu kez solundan sağına çektiği şekilde değil fakat yine ceza sahası dışından rakibi de oldukça uzaklara göndererek sol ayağıyla ve yine kalenin en ulaşılmaz yerine nişanladı. Aykut hocanın güzel transferlerinden, geleceği parlak ve böyle devam ederse de kapımızı çalmaya başlarlar.

Takımın bir hafta öyle, diğer hafta böyle hatta maçın içinde gelip-giden oyununu yaşanan sürecin belirsizliğine bağlıyorum. Düşününce çok mantıksız değil aslında. Tüm bu süreç o kadar dengesiz ki takım da sanırım buna fazla direnç gösteremiyor lakin sürekli tekrar ettiğim gibi 23 hafta sonunda lig istatistikleri oldukça iyi ve alkışı hak ediyor. Sezonun geri kalanında zor da olsa bu gel-gitli oyunu biraz daha istikrara çekmek herkesin isteği ama dediğim gibi sahadaki mücadeleyi sürecin dışında tutmak pek kolay değil.

Bitirmeden de hep sevdiğim, gol atan futbolcunun sevincini tribün ile, taraftar ile paylaşmasını yazayım. Dün akşam Bienvenu attığı gol sonrası kale arkasındaki taraftara koştu ve yine o sevdiğim görüntü ortaya çıktı. Futbolun ve onunla ilintili tribünün en güzel görüntülerinden..

Elemanı da ayrıca seviyorum ama çok itip kakıyorsunuz! Herşeyi bu kadar kolay harcamayın, merak etmeyin hayatınızdan birşey eksilmez!

17 Ocak 2012 Salı

90+5!


Acımız çok taze ama hep derler ya hayat devam ediyor? Fenerbahçe de o hayata ve mücadelesine devam etmeye çalışıyor. 20. haftanın son karşılaşmasında Manisa deplasmanına çokça hüzün ve sırtından hiç eksilmeyen sorunlarla çıktı Fenerbahçe. Kaptanı ve yakın tarihin efsanesi Alex'ten yoksundu. Forvet sayısı, onların formu ve onların tüm iyi niyetine rağmen yeterliliklerini de kötü şartlara eklemeliyiz.

Buna rağmen Fenerbahçe, Manisa deplasmanında çok önemli pozisyonlara girdi ve çok ciddi gol fırsatlarından yararlanamadı. Caner'in 55'te Stoch ile yarattığı organizasyon sonunda cetvel ile çizerek hakettiği golü buldu, üstüne çok önemli pozisyonları kaçırmaya devam etti ve hemen ardından hiç haketmediği golü kalesinde gördü. O ana kadar radyodan dinlediğim maçta bu gol Manisa'nın ilk ciddi pozisyonuydu. 1-1'den sonra girilen pozisyonlar paylaşıldı ve maçın sonuna gelindi.

Futbol netice oyunu diyecekler ahkam hazırlıklarına, sevmeyenimiz ellerini ovuşturmaya başlamıştı. Fakat 90+5'te maçın önemli isimlerinden Caner'in aldığı faul ve oradan gelen serbest vuruşta Cristian'ın arkaya doğru doldurduğu top Yiğit İncedemir'in kafasına çarpıp ağlarla buluşmasın mı?

Bizlerde yine o eşsiz sevinç, diğer taraftaki durumu ise varın siz tahmin edin..

Fenerbahçe futbol takımı ve hocası Aykut Kocaman alkışın kralını hak ediyor!

Semih + Bienvenu forvet hattıyla 20 hafta ve bugün son 10 dk. Recep Niyaz'ın oyuna girdiği bu Fenerbahçe takımına herkes saygı duysun.

Aşağıdaki gol sevincine de ben kurban olayım.

22 Aralık 2011 Perşembe

Sakin ve Sabırlı


Pazar akşamı bir önceki haftanın kapanış maçında hırs, nefret, direnç karışık bir maç sonunda Trabzon'u 1-0 yenip; yeni haftanın ilk maçında Antalya deplasmanına çıktık. Bu sezon Fenerbahçe'ye reva görülen nice şeyden sadece bir tanesi önceki haftanın kapanışını yapıp; yeni haftanın açılışını yapmak!

Yayıncı kuruluşun açgözlü olmasından dolayı maçın başlama saatine tekrar isyan etmeyeyim ancak bu adamların dekoderlerinden ne kadar uzak olursak o kadar doğru yapmış olacağımızı, daha az dekoder - daha çok radyo söylemimi tekrar belirteyim.

Antalya deplasmanını 90 dk. olmasa da işten çıktıktan sonra yolda radyodan dinledim. Maç başladığı gibi 0-0 bitti. Teknik-taktiğe bu sezon girmeyeceğim onu zaten biliyorsunuz da teknik-taktik deyince benim pek bir sahip çıktığım Bienvenu'nün boş kaleye kaçırdığı golü radyoda duyduğum andaki hislerim enteresandır, şimdi onu buraya nasıl yazacağımı bilemiyorum lakin yazının başlığına yazdığım gibi sakin olmalı diyorum. Bienvenu yeteneksiz olabilir, yetersiz olabilir, Fenerbahçe'nin bu sezon yaşadıkları nedeniyle Niang'ın apar topar gitmesi ile transfer sezonu kapanırken son anda Aykut hocanın listesinin sonlarında da olsa transfer edilmiş olabilir vs.

Şimdi bütün bu 3 Temmuz gününden düne kadar bize dayatılan herşeyi ama herşeyi bir düşünün, bir de Bienvenu'nün boş kaleye kaçırdığı golü. Hangisi daha insanca? Hangisi daha masum?

Merak etmeyin ben farkındayım Bienvenu yetersiz bir kardeşimiz ama derdimiz onu sözlerimiz, cümlelerimiz ile paramparça etmek olmamalı, sakin olmalı enerjiyi neredeyse 5,5 aydır tüm gücüyle saldıranlara yöneltmeliyiz. Tabii kimseye ne yapacağı daha doğrusu neye nasıl tepki vereceği konusunda etki edecek gücüm yok, öyle birşey olamaz zaten.

Bu hayatta hep mazlumdan yana olan ben bırakın da Bienvenu'den yana olayım. Her zaman iyi olanın, çok yetenekli olanın yanında olabiliriz ama arada sırada yeteneği süper olmayan fakat mücadele edenleri de düşünün.

Fenerbahçeli her birey bu sezon takımına veya futbolcusuna tepki verirken sakin olmalı ve 3 Temmuz'dan bugüne kadar bize dayatılanları düşünüp zor olsa da son sözü söylemek için sabırlı olmalı.