Joseph Yobo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Joseph Yobo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2010 Pazartesi

Fenerbahçe 2 - Karabük 1


Fenerbahçe istediği gibi oynayamadığı, fazla pozisyon üretemediği maçta Karabük'ü 2-1 ile geçerek galibiyet serisini 3 maça çıkardı ve önde kaçan Trabzonspor ile farkın açılmasına izin vermedi.

Maç öncesi konuşulanlara göre maçın oldukça gollü geçeceği, ziyadesiyle gol atabilen Fenerbahçe ve alt ligden gelmesine rağmen parlak performansa sahip ve gol bulabilme konusunda hiç te fena sayılmayan Karabük'ün maçında goller havada uçuşacaktı. Nitekim iki takım da attıkları gollerin yanında fazla golü de kalelerinde görmekteydiler.

Maça yine erken bir golle başlayan Fenerbahçe daha 20. dk. dolmadan Alex'in fırsatçılığı ile bitirdiği pozisyonda skoru 2-0 yaptı. Bu tarz bir oyuna giriş ve yakalanan skor maç öncesi plan yapılsa en istenen türden plan olurdu sanırım. Karabük 2-0 geriye düştükten sonra dağılmadı, Fenerbahçe de o kısa zamanda yakaladığı 2-0'ın üzerine daha da coşmadı, aksine sakinleşti diyebilirim.
Hücum potansiyelini övdüğümüz Fenerbahçe maçın başında bulduğu gollerin dışında rakip kalede çok önemli tehlikeler yaratamadan maçı tamamladı. Aslında 2. yarının başında Karabük'ün Emenike ile yaptığı gol olmasa daha farklı bir ruh hali ile maç tamamlanabilirdi ancak tek fark her zaman tedirginliğe sebep olur. Gerçi Fenerbahçe istediği pozisyonlara giremezken Karabük'e de 2-1 sonrası ciddi tehlike yaratma şansı tanımadı. Özetle iki takımın da çok aksiyon yaratamadığı bir maç oldu, Fenerbahçe 3 puanla yoluna devam etti.

Rakip forvet Emenike için kısa birşeyler yazmak gerek sanırım. Geçen sezon 1.lig'de gösterdiği performans aslında bugünlerin sinyalini net bir şekilde veriyordu. Gayet kuvvetli, yeri geldiğinde süratli bir forvet, tipik Afrikalı desek hani çok kötü bir genelleme yapmamış oluruz bence. Dün maçın genelindeki kuvveti ve attığı goldeki sürati Yobo ve Lugano'yu oldukça zorladı. Karabük için çok başarılı bir transfer.

Fenerbahçe'de ise kaptan Alex dünkü golü ile üst üste 5. lig maçında gol atmayı başardı, takımı sürüklemeye devam ediyor. Yobo golde Emenike'yi kaçırdı fakat Stoch'un kaptırdığı top sonrası tek ayak üzerinde yakalandığını düşünüyorum nitekim maçın genelinde yine gayet iyi oynadı. Gökhan Gönül, Mehmet Topuz son dönemde belli bir istikrarı koruyorlar, Mehmet Topuz yine Alex'in golüne asist yapan oldu. Emre 1 ay aradan sonra döndüğü için zamana ihtiyacı var diye düşünüyorum, Stoch ve Niang ise yine çok istenen seviyede değillerdi ama takımın genel performansına bakıp ta kimseye yüklenmemek gerek.

Önümüzdeki h.sonu kupada grup ilk maçında kaybettiğimiz Ankaragücü deplasmanına çıkıyoruz. Ankaragücü'nün ligde aldığı istikrarsız sonuçlarla ne yaptığını anlayabilmek güç. Kadrolarında rakibe sorun yaratabilecek isimlere sahipler ancak Fenerbahçe için bir kez daha kazanmanın şart olduğu bir başka maç.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Fenerbahçe - Galatasaray Derbi Notları


Fenerbahçe'nin 10 sezona taşıdığı üst üste kazanma serisi dün akşam son buldu. Manşetlerin fazlasıyla bu ifade üzerinden olduğunu görüyoruz, gayet normal. Ancak ezeli rekabet çerçevesinde Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı kendi sahasında 10 sezon üstüste yenmesi de normal olmamalı, sıradan bakılmamalı veya karşı yakadan bakıldığında da Galatasaray'ın 10 sezon içinde berabere bile kalamadan her maçı kaybetmesi de normal karşılanmamalı. Böyle bir serinin de günün birinde biteceğini herkesin bildiğini tahmin ederek, Fenerbahçe'nin tarihteki yerini alan bu serisine de hak vermek gerektiğini düşünmekteyim.

Maça doğru yönelirsek Galatasaray'ın maç öncesi içinde bulunduğu durumu biraz daha deşerek (Rijkaard'ın gönderilmesi ve maça 2 gün kala Hagi'nin göreve getirilmesi) yıllar içinde gelişen derby öncesi durumları tersine çevirmek istediğini yazmıştım. Stratejik bir hamle. Karşılaşma öncesi acı çekenin maçta önceki maç /maçlara göre iyi performansı. Psikolojik faktör diyebileceğimiz bu önemli etkenin maça oranı tartışılsa bile etki ettiğini gördük. Bir kez daha maç öncesi maksimum sorunlu olanın sahada önceki maçlara göre olan pozitif oyunu görülürken, daha iyi durumda olanın önceki iyi işlerine yakınlaşamadığı bir durum oldu.

Dün akşamki maça çok yakın tarihli bir örnek olarak ve teknik direktör değişikliği hariç favorinin açık ara Fenerbahçe olduğu, Galatasaray'ın sorunlar yaşadığı 2007-2008 Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçı verilebilir. Maç öncesi yaratılan ortamda (burada herkesin belli oranda payı var)yine Fenerbahçe farklı kazanacak, Galatasaray perişan olacaktı ancak maç aynı skorla 0-0 bitmişti.

Bu işin psikolojik faktörler kısmı bir tarafa sahadaki teknik - taktik tercihlerin de maça etkisinden bahsedebiliriz. Galatasaray'da farklı bir görevde de olsa daha uzun süredir işin içinde olan Tugay'ın Hagi'yi yönlendirdiğini ve Galatasaray'ın sahaya çıkardığı kadro kurgusunda rol oynadığını düşünüyorum. Galatasaray'ın orta sahada - Fenerbahçe'nin Emre & Mehmet Topuz merkezli kurgusunu düşünerek - kalabalık bir dizilişle maça başlaması sezon başından beri burada olup Fenerbahçe'yi izleyebilen Tugay'ın fikri olabilir ve de kendileri açısından maçtaki artıları bu orta saha üstünlükleri oldu demek yanlış olmaz. Buna karşılık orta sahada tam anlamıyla 2 kanat oyuncusuna sahip Fenerbahçe'de Dia ve Stoch'un rakip tarafından kilitlenmesi ve orta saha yardımını yapamamaları Fenerbahçe'nin oyununu bozan en önemli nedenlerden. Kalabalık Galatasaray orta sahası içinde Alex'e de hareket şansı tanınmayınca Fenerbahçe geçtiğimiz haftalarda bahsettiğimiz hücum potansiyelini neredeyse hiç gösteremedi. Maçta akılda kalan pozisyonlara da Galatasaray girdi ve gole yaklaştı. Özellikle ilk yarım saat içinde buldukları 3 önemli fırsatta çizgide Gökhan Gönül ve şutları karşılayan Volkan geri düşmeyi önlediler. Fenerbahçe'nin ise ikinci yarının başında Stoch'un kanadından geldiği ama kaleyi bulmayan tehlike yaratma çabaları oldu.

Fenerbahçe savunmasında Yobo'nun gerçekten çok iyi oynadığının altını çizmek gerek. Ben özetini dahi izlemediğim ve tek görme şansım olan kale arkasından görebildiğimle bunu çok iddialı söyleyebilirim. Yobo, Pino'nun veya Galatasaray'ın daha fazla hasar vermesini dün geceki performansıyla bariz önledi demekte sakınca görmüyorum.

Aykut Kocaman'ın sahaya sürdüğü ilk 11 mevcut şartlar düşünüldüğünde benim açımdan beklenen kadroydu. Bu kadro tercihine çok fazla hücumcu diyenler olacaktır, doğru net kanat oyuncuları olan Dia ve Stoch'un hücumları savunmalarına göre fazla ağır basıyor. Geçmiş blog yazılarından bir veya ikisinde de aynı anda Dia-Stoch-Alex-Niang ile oynamak kolay değil tadında birşeyler yazmaya çalışmıştım. Bu çıkan kadroya tek alternatif haftalardır oynamayan Cristian'ın Emre'nin yanında başlaması ve Dia ya da Stoch'tan birini kesip sağ kanada Mehmet Topuz'un konması olabilirdi. Bunun da yine istenildiği gibi gitmeyen maçta Aykut Kocaman'a nasıl döneceğini tahmin ediyorum.

Sonuç olarak Fenerbahçe'nin 10 sezon üstüste maç kazanma serisi bu maç ile bitti. Galatasaray'ın kazanamama serisi 11 sezon olarak devam ediyor. Başka bir maç önü ortamı olsaydı maçın Fenerbahçe adına daha pozitif geçeceğini iddia edebilirdim nitekim saha içine dair üretilen fikirler ve sahada gösterilen performanslar ne kadar önemli olsa da herşey sahada bitmiyor.

Sonuçta lig yarışı devam ediyor ve Cuma akşamı Bursa deplasmanında yine önemli ve zor bir maç sırada..

1 Eylül 2010 Çarşamba

Joseph Yobo Transferi


Fenerbahçe'de 6+2+2 yabancı kontenjanının sonuncu hakkı olan yabancı transferi resmi transfer süresinin dolmasına 1 gün kala Everton'ın Nijeryalı stoperi Joseph Yobo ile dolduruldu. bu transferin pozisyonu önceki yazılarda vurgulamaya çalıştığım üzere savunmanın ortasında Bilica'dan daha iyi bir oyuncunun bulunabileceği ve hatta bulunması gerektiği açısından oldukça önemli bence. konuyu dağıtmadan şunu da eklemek gerek; uzun süredir satılması için görüşülen ancak an itibariyle satılamayan Güiza nedeniyle stoper pozisyonu gibi orta sahada defansif pozisyona da takviye yapılabilirdi. Yobo transferi ve Güiza nedeniyle Fenerbahçe şu anda 10 yabancı hakkını da kullanmakta.

Yobo'ya dönecek olursak; 6 Eylül 1980 doğumlu futbolcu kariyerine Michellin Port-Harcourt'ta başlamış ve 1998 yılında Standard Liege'e transfer olmuş. Standard Liege formasını 3 sezonda 46 kez giymiş ve ardından Marsilya'ya transfer olmuş. Ancak Yobo Marsilya'nın formasını giymeden İspanya'ya Tenerife'ye kiralanmış ve buradaki kısa serüvenin ardından Marsilya'ya dönmüş. 2002 yazında Japonya / G.Kore ortaklığında düzenlenen Dünya Kupası grup maçlarında Nijerya ile 3 kez sahaya çıkıp boy gösteren (toplamda 69 kez milli forma giymiş) Yobo 2002 yılından bugüne dek formasını giyeceği Everton tarafından transfer edilmiş. Yobo'nun istikrarı adına önemli bir detay: 2002'den bugüne kadar 8 yıl boyunca Premiership'te Everton formasını istikrarlı bir şekilde giyerek tam 220 resmi maça çıkmış.

Yobo'nun Fenerbahçe savunmasına Premiership'te sürekli ve uzun yıllar boyunca istikrarlı forma giymesi, güçlü fiziği (1.88 m.) ve dolayısıyla hava hakimiyeti ile ekstra güç katacağı aşikar. blog yazılarında vurguladığım "Bilica'dan daha iyi bir stoper alınabilir / alınmalı" cümlelerinin karşılığını bulabileceğimizi düşündüğüm Yobo Everton forması ile çok sıklıkla denenmese de ihtiyaç durumunda savunmanın önünde defansif orta saha da oynayabiliyor. Yobo'nun Bilica'da eksik gördüğümüz özellikleri maçın içinde daha dengeli bir oyun sergileyerek gidereceğini ve Lugano ile daha sıkı bir savunma göbeği oluşturacağını düşünüyorum.

transferin gelişimine de değinmek gerek. Aykut hoca PAOK serisi sonunda savunmaya takviye vurgusunu arttırmıştı ancak bugün öğlen saatlerinden sonra İngiliz basınından görene kadar sanırım kimse Yobo ismini telaffuz etmiyordu. transferin kiralık olması detayını da atlamamak gerek nitekim Yobo'nun Everton ile sözleşmesi 2014 yazında sona erecek.

bir de şans bu ya, Emre Belözoğlu ile Yobo'nun yolları Fenerbahçe öncesi Emre Newcastle'da oynarken kesişmiş, herkesin bildiği gibi saha içindeki ırkçı söylemler suçlamasının aktörleri de bu iki isim olmuştu. ardından yapılan mahkeme soruşturması ile Emre Belözoğlu aklanmıştı. ilginç detay hakkaten. Samandıra'da bunun üzerine muhabbet edeceklerdir sanırım.

yazıyı bitirirken -yorum yapmadan- sadece dikkat çekmesi açısından Aykut Kocaman'ın transferlerini ve oyuncuların ülkelerini yazmak istiyorum;

Miroslav Stoch - Slovakya
Issiar Dia - Fransa doğumlu Senegal
Mamadou Niang - Senegal
Joseph Yobo - Nijerya

ve daha sağlam bir Fenerbahçe savunması için Yobo'ya başarılar..