Gökhan Gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gökhan Gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2012 Salı

Nefes Alarak


Alex ayrılığı depremi ve artçıları devam ederken çıkılan Mönchengladbach deplasman galibiyeti ardından 3 gün sonra Beşiktaş derbisi. Oyun yine iyi, skor gayet iyi, 3-0. Goller Sow (geçen sezon GS'ye attığının biraz daha yumuşağı), Gökhan Gönül (2)

Yeni bir düzen var, daha çok basan ve koşan, rakip savunmanın kafasını karıştıran bir durum var. Böyle bir ortamda bundan daha iyisini yapamazdık ve en iyiyi yaptık! Aksi skorlar ve tam tersi durumda içine sokulacağımız durumu biliyorsunuz. Bunu dışarısı kadar içeriden de yapacaklardı. Ne kadar acı değil mi? Neyse, o fırsatı vermeyen tüm herkes, bu anlık eşiği geçmek konusunda önemli bir iş başardı!

15 günlük milli maç arasına çok moralli girdik. Devamı yine zor, bildiğiniz Fenerbahçe zorluğu! Ancak takım kara deryaları aydınlatacak o ışığı verdi, bunu gördük!

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Karabük Deplasmanı


Şampiyonluk mücadelesinde bir hafta daha geride kaldı fakat bitime iki hafta kala değişen birşey yok. Fenerbahçe Karabük deplasmanında 1-0 kazanırken, Trabzon İzmir'de Buca'yı 2-1 yenerek son iki haftaya puan eşitliğinde ikili averaj farkıyla girdiler.

Fenerbahçe'nin fikstüründe kalan en zor maç konusundaki ağırlıklı fikir Karabük deplasmanını işaret ediyordu lakin Fenerbahçe'nin her maçı çok zor! Fenerbahçe'ye İnönü zor, Seyrantepe zor, Kadıköy'de Bursa zor, Antep zor, Karabük deplasmanı zor, gelecek hafta Kadıköy'deki Ankaragücü maçı zor. Peki ya bu maçlar Trabzon'a zor değil mi?

Psikolojik faktörlerin hep Fenerbahçe aleyhine olması hatta bazen bu psikolojik faktörleri geçip alenen somut örneklerin (bürokratik soslu Trabzon'un şampiyon olmasını istiyoruz beyanları vb.) göz önünde olması eşit olması gereken şampiyonluk yarışı üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Emenike oynamadığı için komplo teorileri üretenler, Buca'nın yelkenleri suya indirmiş kadrosunu ve farklı pozisyonlarda oynatılan oyuncuları hakkında konuşmak istemiyorlar. Selçuk Karabük'te kırmızı kart görmeliydi diyen birisi bir hafta önce Trabzon-Antep maçında ceza sahası dışında olup faul olmayan pozisyonda olan penaltı + kırmızı kart için doğru karardı diyebiliyor. Bu örneklerin bildiğiniz üzere sonu yok. Zihinler oldukça geniş ve yaratıcı, herkes tertemiz onuruyla mücadele ederken; Fenerbahçe günahlarına her gün bir yenisini ekliyor!

Neyse futbola dönmeye çalışırsak Karabük deplasmanı beklendiği gibi zor oldu. Özellikle ilk yarıda etkili ataklar geliştirdiler, Fenerbahçe kalesinde tehlikeler yarattılar ve buna karşın birkaç pozisyon dışında Fenerbahçe rakip kaleyi fazla zorlayamadı. Özetle Karabük gayet konsantre ve iyi mücadele ederken Fenerbahçe istediği baskıyı kuramadı diyebiliriz. Maçların ilk yarıları bittiğinde Trabzon Buca karşısında 1-0 öndeyken Karabük'te ise gol yoktu. Stres Fenerbahçe'den tarafta, gergin bir bekleyiş hakimdi. Maçın 2. yarısında daha etkili oynayan ve şampiyonluk için aradığı golü Lugano ile bulan Fenerbahçe Karabük deplasmanından bir önemli 3 puan daha çıkartarak son 16 lig maçındaki 15. galibiyetini elde etti. Fenerbahçe'de inanılmaz bir mücadele ortaya koyan, sayısız kritik kademenin ve müdahalenin sahibi Gökhan Gönül Fenerbahçe'nin en iyisiydi. Zaten kişisel fikrim Gökhan Gönül'ün şu anda bu ligin en iyi yerli oyuncusu olduğu şeklinde.

Maça dair akılda kalan görüntülerden biri olarak Karabük kalecisi Tomiç'in 90+ da kullanılan kornerde kaleyi bırakıp Fenerbahçe ceza sahasına gelmesini not etmek gerek. Belki atacağı gol ve Karabük'e kazandıracağı 1 puan onun için çok önemliydi? Olabilir diyelim, geçelim. Karabük yedek kalecisi Bülent Ataman'ın beğenmediği hakem kararının ardından sahaya attığı ayakkabısından ise hiç söz etmeye gerek yok, 2 hafta sonra da gerekirse Trabzon maçında atar, bunu da geçelim.

Fenerbahçe'nin 2 hafta daha sabretmesi, dayanması gerek. Bu hafta Ankaragücü maçı da Karabük maçından farklı olmayabilir. Sakin olmak, sahadaki mücadeleyi bırakmadan sonuna kadar şampiyonluk için savaşmak gerek.

Herkes tribünde ve sahada dişini biraz daha sıksın.

23 Ocak 2011 Pazar

Antalya'da Kritik Galibiyet


Fenerbahçe sezonun ilk yarısını lider Trabzonspor'un 9 puan gerisinde tamamlarken henüz Türkiye Kupası'nda Buca ve Yeni Malatya mağlubiyetleri gerçekleşmemişti. Alınan bu mağlubiyetler ile kupadan gruptan çıkamadan elenmenin baskısı ligin 2. yarısı öncesi fazlasıyla hakim haldeydi. Sezon başında Avrupa kupalarına ön elemelerde veda etmenin üstüne Türkiye kupasından bu şekilde elenmek ve geriye kalan tek hedef olan lig şampiyonluğu için liderin 9 puan gerisinde olmak hatta arada bulunan 2. sıradaki Bursaspor'un da 4 puan gerisinde olmak Fenerbahçe'nin psikolojisini göstermesi açısından yeterince tatsız veriler olarak karşımızda.

Bütün bu yaşanan sıkıntıların ışığında sezonun 2. yarısına sert fikstürle başlayacak Fenerbahçe için geçilmesi gereken ilk ayak Antalya deplasmanı. Aynı gün maçın başlamasına yaklaşık 1 saat kala sonuçlanan maçta Trabzonspor'un kendi sahasında Ankaragücü ile 1-1 berabere kalarak puan kaybetmesi zor geçeceği tahmin edilebilen Antalya deplasmanı öncesi ufak bir heyecan yarattı. Antalya deplasmanı ardından gelecek maçın Kadıköy'de Trabzonspor ile olması aleyhte olan puan farkını kısa sürede eritmek için bir fırsat, kullanılması durumunda şampiyonluk yarışında yorumların renginin değişmesi için bir etken. Fakat bunların olabilmesi için öncelikle Antalya'yı yenebilmek gerekiyordu.

Maça başlayan ilk 11'leri gördüğümüzde Aykut Kocaman'ın sezonun ilk yarısında denemediği bir hamleyi sahada uygulama niyetinde olduğunu gördük. Semih ve Niang aynı anda başlıyorlar fakat Niang oyun düzeninde sol kanatta görev alıyordu. Niang'ın Marsilya'dan pek yabancı olmadığı kanat forvet oynama hamlesinin kötü bir fikir olmadığını söyleyebilirim. Önümüzdeki haftalarda bu tercihin sürdürülüp sürdürülmeyeceğinden emin değilim ancak Stoch / Dia ikilisinin bir türlü istikrar yakalayamadığı düşünülünce elde bir alternatif. Fakat rakiplerin hücümcu sağ kanatları karşısında yine de düşünülmesi gereken bir durum olmalı. Dün akşam ligde uzun aradan sonra sol bekte Andre Santos'un ilk 11 başlaması Caner'den alınamayan verim ve Aykut hoca ile arasındaki seviyor/sevmiyor gerginliğinin sol bulma ihtimali açısından pozitif değerlendirilebilir.

Maçın genelinin iki taraf için de dengede gittiğini söyleyebiliriz. Kalecilerin fazlasıyla öne çıktığı pozisyonların olmadığı, tehlikelerin genelde kale yakınından geçtiği bir maç oldu. Maçı Fenerbahçe'nin 1-0 kazanmasına neden olan golün Gökhan Gönül'ün fazlasıyla şık aşırtması ile gelmesi gecenin en güzel anıydı. Orta saha çizgisinde kendi alanından sürüklemeye başladığı top ile Antalya ceza sahasının dışına kadar gelip; rakibin de bir türlü uzaklaştıramaması sonucunda kariyerinin en güzel gollerinden birini attığını söyleyebiliriz. Belki de en güzelini..

Fenerbahçe'nin sezonun ilk yarısında yaşadığı en büyük sıkıntısı fazla sayıda ve kolay goller yemesiydi. Takım dün akşam Antalya'da buna belirli anlarda tehlikeler yaşansa da izin vermeyerek, Gökhan Gönül'ün o güzel golüne de sahip çıkarak kazanmasını bildi ve Trabzonspor'un evinde puan kaybettiği hafta Antalya'da çok kritik bir galibiyet aldı.

Oyunun genelinden ve maçın sonlarına doğru farkın 2'ye çıkmaması nedeniyle skoru korumanın verdiği gerginlikten rahatsız olanlar vardır muhtemelen ancak yazının başındaki kötü psikolojinin de önemli etken olduğu unutulmasın ve Fenerbahçe'nin 3-5 atmaktan ziyade "kazanmaya" ihtiyacının olduğu dikkate alınsın demek isterim.

Önümüzdeki hafta Kadıköy'de oynanacak Trabzonspor maçı da sıkılarak ta olsa acı çekerek te olsa kazanmanın şart olduğu bir maç. Sonuçta "kazanmak" çok önemli ve lig yarışındaki puan handikapının kısa sürede erimesi için Fenerbahçe'nin mücadele edip eninde sonunda kazanmayı bilmesi gerek.

7 Kasım 2010 Pazar

Fenerbahçe 4 - Eskişehirspor 2


Fenerbahçe son dönemde üzerine çok vurgu yaptığımız kağıt üstündeki uygun fikstürüne iyi bir başlangıç yaptı ve Eskişehirspor'u 4-2 yenerek puan tablosunun yukarısındaki Kayserispor ile Bursaspor'un puan kayıpları ile avantajı elinde tutmaya devam ediyor.

Mevcut sakatlar ile sahaya çıkan ilk 11 Lugano - Bilica hariç Bursa deplasmanındaki ile aynıydı. Maça erken golle başlamak önemli detay. Eskişehirspor'dan Pele'nin topu elle düzeltmesi ile kazanılan penaltıyı Alex çok şık bir plase ile ters köşeye gönderdiğinde ben de ters köşeye yattım demeliyim. Karşı kale arkasından herhalde sağa doğru atar dediğim Alex penaltının hakkını ziyadesiyle verdi. Erken gole Eskişehir'in karşılığı ciddi oldu, uzaktan attıkları tehlikeli şutların ardından çok geçmeden golü buldular. Lugano'ya yazının ilerleyen bölümünde ayrıca kızacağım için burada soldan içeri sızıp ortayı yapan Serdar'a karşı müdahale hatasından bahsedip geçiyorum.

Fenerbahçe'nin yenilen gole cevabı çok erken oldu ve çok organize paslaşmaların ardından Gökhan Gönül'ün asistinde Semih'in uzak direk tarafında biraz da uzayarak vurduğu kafa golüyle tekrar öne geçildi. Burada Gökhan'ın asisti öncesi Alex'in onu kaçıran pasınının hakkı teslim edilsin. Golün ardından devre sonuna kadar Fenerbahçe önemli tehlikeler yarattığı Eskişehirspor kalesinde tam devre arasına girmeden Gökhan Gönül'ün muazzam düzgün ve sert şutu ile farkı 2'ye çıkardı.

Tam da burada Lugano konusunu konuşmak isterim. Saha içinde gerginlik yaşamışsın ve sarı kartı görmüşsün. Rakip seni ne kadar tahrik ederse etsin, devre arası olmuş ve senin o gerginliğin üzerine Fenerbahçe skoru 3-1 yapmış; sen sakinleşeceğine soyunma odası koridorunda aynı adamla olayı uzatıp kırmızı kart görüyosun, takımını eksik bırakıyorsun. Bütün bunlar normalde kötüyken bir de zaten daha yeni cezadan dönmüşsün, Bursa deplasmanında 4 sarıyı doldurup oynayamıyosun, döndüğün ilk maçta soyunma odasına giderken kırmızı kart görüyorsun. Bu kadar sorumsuzluk yapmaya kimsenin hakkı yok. Bir kısım taraftar da kendini tatmin edecek diye 2. yarıda Lugano yerine oyuna girip topu ıskaladığı için top her ayağına geldiğinde Bilica'yı yuhlamasın. Kendi futbolcunu maç oynanırken yuhlamayı, ıslıklamayı zaten ömrü hayatımda hiç sevmedim, nefret ettim ama bazı insanlar çok rahatlıyorlar herhalde böyle yaparak. Kızılacak bir adam varsa o Lugano'dur, Bilica'nın yetersiz olması ayrı birşeydir, maçın içinde yuhlamak ayrı birşey ama maalesef sonu gelmeyecek bir vaka gibi.

Maçın 2. yarısına 2 takımın da 10 kişi başlaması herkes için sürpriz olurken bu durum oyuna da etki etti ve tatsız - etkisiz bir oyun çıktı ortaya. Eskişehirspor'un skoru 3-2'ye getirdiği anın taraftarın sırtını dönerek çeşitli manasız hareketlerle eğlenmeye çalıştığı anlara denk gelmesi de artık bana tesadüf olarak gelmiyor. Neyse ki Fenerbahçe'nin 2. golünde imzası olan 3 isim 4. Fenerbahçe golünde de sahneye çıkıp farkı tekrar 2'ye çıkardılar ve maçı da orada kopardılar.

Maçın en parlayan adamı 1 gol - 2 asist ile Gökhan Gönül oldu diye düşünüyorum. Kendisi için de güzel bir istatistik akşamı olarak kayıtlara geçti. Semih'in Niang'ın yokluğunda iyi iş çıkarttığını söylemek gerek. Bursa deplasmanındaki golünden sonra dün akşam Eskişehir'e attığı 2 gol ve bu gollerin anları çok kritik, rakibe ayağa kalkma fırsatı vermeyen cinsten. Mehmet Topuz son dönemdeki iyi performansını yine devam ettirdi, sağ kanatta başladığı oyuna Emre'nin sakatlanması ile orta saha merkezinde devam etti. Mehmet Topuz'un eskiye oranla rakip kaleyi tehdit eden girişimleri olduğunu görüyoruz, bu önemli ve artı bir durum. Dün akşama dair en kötü an Emre'nin sakatlığı sanırım. Oynadığı bölgenin kilit bir yer olması ve orada Fenerbahçe'nin çok alternatifi olmaması sakatlığın uzun sürmesi durumunda baş ağrıtabilir. Emre'ye geçmiş olsun, umarım mümkün olan kısa sürede geri dönebilir. Yobo'ya an itibariyle bravo diyorum ve emin değilim ama bu adam geldiğinden beri sarı kart gördü mü? Sırf bu yüzden bile, Lugano rica ederim biraz sakin.

Fenerbahçe önümüzdeki hafta uygun dediğimiz fikstürün en zorlu ayaklarından birinde Gaziantep deplasmanında, diğeri de süper lige çıktıklarından beri Olimpiyat stadında berabere dahi kalamadığımız İBB olabilir. Üst taraftakilerin birbirleriyle bu kadar çok maçı varken mücadele edip kazanmak gerek ve Fenerbahçe kazandıkça avantajı cebine koyacaktır..