Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ekim 2012 Pazar
Milli Maç Arası
Yine iyi gelmeyen kötü bir ara. Sıkıntılı bir dönemden geçerken alınan 2 kritik galibiyet ile milli maç arasına girerken bunun o an için nefes almaya, bir soluklanmaya fırsat vereceğini düşünmüştüm. Hepsi milli takımlarda gelişen fazla sayıda sakatlık ve bunun yaratacağı eksik kalma durumu hesapta yoktu.
Dün akşam Bursa deplasmanına direkt ilk 11 oynayan 5 önemli eksikle çıktık. Sahaya 11 kişi çıkıyorsunuz klişesi yerinde dursun bu sıradan bir sakatlık sayısı değildi. Hatta 5 eksik dedim ilk 11 için, 6. eksik Orhan Şam da sağ bek oynaması açısından Gökhan Gönül'ün yerini dolduramadı. Yine uzun süredir sakatlıklar ile boğuşan Serdar Kesimal aylar sonra ilk 11'de ve söz konusu sağ bek pozisyonunda başladı. Bursa'nın baskılı başladığı maçın başlarında sağdan kesilen ortayı yanında rahatsız eden Bursa hücumcusu yokken pek düzgün bir vuruşla kendi kalemize yolladı. Bu kadar süre oynamadıktan sonra çok moral bozan bir durum.
Fenerbahçe kendi kalesine attığı golün ardından toparladı, Krasic'in sağdan ortasında İbrahim'in markajından sıyrılıp çapraza doğru düzgün bir şekilde kafayı vuran Sow skora dengeyi getirdi. Takım golün moraliyle ilk yarı sonuna kadar öne geçecek baskıyı da kurdu ama başarılı olamadı. 2. devre başında Krasic çıktı Stoch girdi ama pek yarar sağlamadı, Bursa'nın kalemizi tehdit eden pozisyonları oldu, Volkan iyiydi. Kulübede gençler var, erken Stoch hamlesi dışında Aykut hoca beklemeyi tercih etti. Sona doğru Sezer ve Semih girdiler ama süre çok azdı, maç 1-1 bitti.
Hoca da demiş sakatlar, eksikler vs. ama nerede olursa, ne şartta olursa olsun puan kaybı kayıptır. Bursa gibi her zaman zor olan deplasmanlarda bazen tam kadro çıksanız dahi kazanamayabilir hatta sahadan mağlup ayrılabilirsiniz. Şampiyonluk mücadelesi böyle sürüyor. Bazen içeride beklenmedik bir kayıp, bazen zor deplasmanda kayıp veya galibiyet, belki alınan 1 puanlar ile...Geride kalan 8 lig haftasında 3 galibiyet ortalamanın altında, bunu kabul edelim ama ligin gidişatı da enseyi karartmaya gerek yok diyor.
Sırada perşembe akşamı Avrupa Ligi'nde oynanacak AEL Limassol deplasmanı var. Aynı anda oynanacak Mönchengladbach - Marsilya maçını düşününce kazanmanın gruptan çıkmak adına fark yaratacağı bir maç oynayacağız. Ortam zor olacaktır ama aydınlatacak potansiyel ortada. Sakatlardan bazılarının geri döneceğini ve galibiyetle Kadıköy'e dönmeyi umuyorum.
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Alex'in Ellerinde Yükseldi
Fenerbahçe tarihinin en sıkıntılı, doğal değil kurgulanmış zorluklara karşı ayakta kalmaya çalıştığı, futbolcusunun, Aykut Kocaman'ın ve taraftarının sorumluluk aldığı here alanda ortaya koyduğu mücadelesi ve direnişi ile hatırlanacak ve asla unutulmayacak sezonunu 29 yıldır alamadığımız Türkiye Kupası'nı kazanarak kapattık.
Fazlasıyla güzel bir oyun ve öyle güzel atılmış goller ile geldi ki o özlediğimiz kupa tartışılmayacak şekilde Fenerbahçe'nin hakkıydı. 4-0'lık Bursaspor galibiyetinde kendi attığı güzel golün dışındaki Caner, Cristian ve Semih gollerinde asistleri yapan Alex bir kez daha Fenerbahçe forması ile ölümsüzleşti, adını Fenerbahçe tarihinde bir kez daha anmak üzere 16 Mayıs 2012 kupa finaline kazıdı. Türkiye Kupası o'nun ellerinde yükselince çok daha güzel gözüktü, çok daha anlamlı oldu.
Kupa finalinden 4 gün önce lig finalini de oynamayı başaran, ezeli rakibi ile berabere kaldığı için sezon boyu gösterdiği büyük direnişi taçlandırmanın kapısından dönen Fenerbahçe futbol takımı kağıt üstünde herkesin moral bozukluğu kriterini öne sürdüğü kupa finalinde bunu tamamen bertaraf ederek, tartışmasız güzel bir oyun, mücadele ve çok güzel goller ile kupayı kazanmayı başardı. Bu kupa sıradan, her zaman bildiğimiz bir sezonda kazanılsa da önemli olurdu ama böyle bir sezonda Fenerbahçe müzesine getirilmesi ve sezonun bu özlenen kupa ile kapatılması apayrı bir saygıyı hak ediyor. Herkesin de bu onuru ve gururu bizlere yaşatan futbolculara ve Aykut Kocaman'a minnet duyması, emeklerini alkışlaması ve bizleri tarihimizin en zor sezonunda gururlandırdıkları için hakkını teslim etmesi gerek.
Türkiye Kupasının Fenerbahçe'yi tutmayanlar, sevmeyenler açısından en büyük önemi kupayı Fenerbahçe'nin uzun süredir alamamasıydı. Maaşları çift ikramiye şeklinde yatsa durumdan bu kadar mutlu olmayacak insanların da Bursasapor'un kupayı alması durumunda yaratıcı, zeki espriler hazırlığında olduğu ama 4-0 sonrası hayatlarında yeni bir dönem başladığını söyleyebiliriz.
Onlar maksimum mutluluğu Fenerbahçe'nin başarısızlığı üzerinden yaşamanın yollarını yine arayacaklardır fakat böyle bir sezonun sonunda bizler o kadar mutluyuz ve onurluyuz ki sanırsınız hem şampiyon olduk hem de kupa hasretine son verdik. Evet doğru okudunuz, geride kalan bu tarihi sezonda gösterilen mücadele ve gelinen noktadan dolayı o kadar mutlu ve onurluyuz.
Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler...
26 Mart 2012 Pazartesi
Kadın ve Çocuklar Yine Kazandı

Galatasaray derbisi ardından payımıza düşen! 2 maç cezayı kadın ve çocuk taraftarlarımız ile geçmesini başardık. Önce hafta içinde Türkiye Kupası 4. tur eşleşmesinde Samsunspor'u 3-0 ardından cumartesi günü ligde son dönem belirgin bir ivme yakalayan Bursaspor'u 1-0 ile geçtik.
Alex ustalara saygı kuşağına direkt girecek goller atmaya devam ediyor. Kupada Samsunspor ağlarına gönderdiği şık golün devamını Bursaspor'a karşı getirdi. Maçı kazandıran gol bir önceki hafta Galatasaray ağlarını sarsan, Muslera'nın 40 kere vursalar böyle gol olmaz dediği golün tıpkısının aynısıydı.
Bursaspor maçında kadınları ve kardeşlerimizi tribüne uğurlayıp maçı yoğurtçu parkı'nda radyodan dinledik. Onların biraz öteden gelen hemen hemen her aksiyondaki heyecanlanma sesi beni hep duygulandırıyor. Fenerbahçe atağında da, rakip üzerimize geldiğinde de değişik bir hisse kapılıyorum. Annem tribünde, arkadaşlarım tribünde biliyorum ki kalpler Fenerbahçe için, en hızlısından atıyor.
Kadın ve çocukların adına ceza denilen bir maçı daha Fenerbahçe'yi 40 küsur bin taraftar olarak tribünden desteklemeleri de bu uygulamanın devamını önümüzdeki sezonlar getirirler mi diye sormama sebep oluyor. Hayır bu Fenerbahçeliler de ne garip bir bağ ile takımlarına tutkunlar canım, diğer takımlarda neden bu kadar kalabalık olmuyor, ne yapsak acaba?
Neyse, ben Fenerbahçe'nin halkın takımı olduğunu gösteren kadın ve çocuk taraftarlara bir kez daha teşekkür ve selam ederim. Devamının gelip gelmeyeceği meçhul olan bu ceza uygulamasında 3 galibiyet ve 1 beraberlik ile yüzdeleri gayet iyi.
12 Aralık 2011 Pazartesi
Direnin Çocuklar!

Haftalar geçtikçe, bu düzen en akla gelmeyecek skandalları gayet normal gibi gösterip topluma bakın biz sizi böyle yönetiyor, adaleti böyle sağlıyoruz ve sizi salak yerine koyduğumuzu sanıyoruz dedikçe Fenerbahçe o düzenin çarkına çomak sokacak, direnmeye devam edecek!
Bu gece Bursa deplasmanında net bir skorla 0-2 kazanan çocuklar direnmeye devam ettiler. 3 Temmuz'dan beri normal diyemeyeceğiniz onlarca değil yüzlerce detay varken; Fenerbahçe kendisine oranla sorunsuz, ortamı gayet uygun ve 3.5 yıl sonra ligde yenildiği ezeli rakibi ile halen aynı puanda, inatla bu kumpasa katkıda bulunan, ortak olan, sahip çıkanlara rahat vermiyor!
Semih 15. haftada ligdeki ilk golünü atıyor ama öte yandan Stoch zımba gibi vurmaya devam ediyor, ağları sarsıyor! Gerçekten de bir sanat eseri olan "şike operasyonu"na direnen çocukları tarih yazmaya devam ediyor. Onların kazandığı her galibiyet boğazlarda düğüm, suratlarda acı bir ifade bırakıyor!
Ve biz herkes için adalet isterken, Fenerbahçe'nin bu direnişine ortak olmaktan dolayı onur duyuyor ve tahmin ettiğiniz üzere Pazar akşamını bekliyoruz!
28 Şubat 2011 Pazartesi
6. Hafta

Fenerbahçe sezonun 2. yarısında başladığı çıkışını Kadıköy'de Kasımpaşa'yı 2-0 mağlup ederek sürdürdü. Bu galibiyet 2. yarıda yakalanan serinin içindeki en durgun galibiyet olarak dikkati çekti. Fakat takımın İnönü deplasmanında alınan Beşiktaş galibiyeti sonrası bu tip durgun bir galibiyete hakkının olduğunu düşünüyorum. 17'de 17 diye birşey yok bu hayatta tıpkı her maçı sürklase eden bir oyun olamayacağı gibi..
Fenerbahçe Kasımpaşa'yı geçerken kaptan Alex bu ülkede performansıyla, oyuna etki edebilme gücüyle, sahadaki varlığının rakipler için her an tehdit olmasıyla eşsiz olduğunu bir kez daha gösterdi. O, bu ülkede sahne almış en büyük futbolcu, isteyen itiraz edebilir, karşı çıkabilir vs. ama gösterdiği performansın bana göre muadili yok!
Kasımpaşa maçının kritik anlarından biri de Volkan'ın Fenerbahçe 1-0 öndeyken kurtardığı penaltı oldu. Geçen haftaki Beşiktaş maçında Almeida ile karşı karşıya kurtardığı pozisyon sonrası bu penaltı kurtarışı da Volkan'ın hanesine yazılan dikkate değer artılardan.
Fenerbahçe şampiyonluk mücadelesini son derece sağlam adımlarla sürdürürken rakiplerden Trabzonspor'un Kayserispor ile 3-3 berabere kalarak Avni Aker'de "bir kez daha" puan kaybetmesi Fenerbahçe ile Trabzonspor'un puanlarının artık eşit olmasına neden oldu ve 2'li averaj avantajı cebinde olan Fenerbahçe'nin gol fazlasıyla lider olması aklıma biraz geçmişe gidip 2003-04 sezonunu getirdi.
Fenerbahçe Kasımpaşa'yı geçerken kaptan Alex bu ülkede performansıyla, oyuna etki edebilme gücüyle, sahadaki varlığının rakipler için her an tehdit olmasıyla eşsiz olduğunu bir kez daha gösterdi. O, bu ülkede sahne almış en büyük futbolcu, isteyen itiraz edebilir, karşı çıkabilir vs. ama gösterdiği performansın bana göre muadili yok!
Kasımpaşa maçının kritik anlarından biri de Volkan'ın Fenerbahçe 1-0 öndeyken kurtardığı penaltı oldu. Geçen haftaki Beşiktaş maçında Almeida ile karşı karşıya kurtardığı pozisyon sonrası bu penaltı kurtarışı da Volkan'ın hanesine yazılan dikkate değer artılardan.
Fenerbahçe şampiyonluk mücadelesini son derece sağlam adımlarla sürdürürken rakiplerden Trabzonspor'un Kayserispor ile 3-3 berabere kalarak Avni Aker'de "bir kez daha" puan kaybetmesi Fenerbahçe ile Trabzonspor'un puanlarının artık eşit olmasına neden oldu ve 2'li averaj avantajı cebinde olan Fenerbahçe'nin gol fazlasıyla lider olması aklıma biraz geçmişe gidip 2003-04 sezonunu getirdi.
Fenerbahçe 2003-04 sezonunda ilk yarıyı tekrarı oynanacak olan Rizespor maçı sonucu belli olmadan Beşiktaş'ın 11 puan gerisinde tamamlamış ve sezonun 2. yarısındaki çıkışı ve Beşiktaş'ın puan kayıpları sonrası liderliği tıpkı bu sezon olduğu gibi 6. haftada kazanmıştı. Beşiktaş deplasmanda Kocaelispor'a kaybederken Fenerbahçe Kadıköy'de Galatasaray'ı 2-1 yendiği hafta liderlik koltuğu el değiştirmiş; sezon sonunda mutlu sona Fenerbahçe ulaşmıştı. Bu sezonun da ilk haftası hariç puan tablosunda geriden gelip 6. haftada alınan liderliğin de bu açıdan dikkat çektiğini söylemek gerek.
Ligin bitimine 11 hafta kala yarışın sonunu kestirebilmek güç fakat geçen sezonun son haftasında şampiyonluğu kaybeden Fenerbahçe, kazanan Bursaspor ve buna etki eden Trabzonspor'un hemen ertesi sezon şampiyonluk yarışında başabaş olmalarının manidar olduğunu vurgulamak gerek.
25 Şubat 2011 Cuma
Enteresan Bir Detay

Dediğim gibi bu sadece bir detay ve sonunda bize gerçekleşeceğine dair bir kesinlik vermemekte ama dikkatimi çekmişken ve şu anki durum da bunu yazmak için olanak vermişken paylaşmak istedim.
Şöyle ki;
Eski adıyla Cumhurbaşkanlığı Kupası olan ve bir süre ara verilip Futbol Federasyonu tarafından 2006-07 sezonu başı itibariyle Süper Kupa ismi ile tekrar düzenlenen organizasyonda Süper Kupa finalini oynamaya hak kazanan takımlar devam eden sezonda ligi şampiyon tamamlayamıyorlar. Ligde şampiyon olan takım Süper Kupa finalini oynayan takımlardan başka bir takım oluyor.
Bu durum sırasıyla,
2006-07 Süper Kupa Finali Galatasaray - Beşiktaş (Şampiyon Fenerbahçe)
2007-08 Süper Kupa Finali Fenerbahçe - Beşiktaş (Şampiyon Galatasaray)
2008-09 Süper Kupa Finali Galatasaray - Kayserispor (Şampiyon Beşiktaş)
2009-10 Süper Kupa Finali Beşiktaş - Fenerbahçe (Şampiyon Bursaspor)
olarak gerçekleşti ve Süper Kupayı kazanan da kaybeden de devam eden sezonu şampiyon tamamlayamadı.
2010-11 sezonun başında Süper Kupa Finali oynayan Bursaspor ile Trabzonspor 22 haftası geride kalan Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe ile birlikte şampiyonluğun en ciddi adayları konumundalar. Süper Kupa finalini oynayan bu iki takımdan geriye kalan en önemli şampiyonluk adayı ise Fenerbahçe.
Sadece dikkatimi çeken ve yazının başında da belirttiğim gibi gerçekleşmesi adına tarafımıza bir kesinlik sunmayan ancak bize sadece enteresan bir detay olarak yansıyan bu durumu not olarak paylaşmada ve blogun arşivinde durmasında bir sakınca yok.
2010-11 Süper Kupa Finali Bursaspor - Trabzonspor (Şampiyon ?)
Etiketler:
Bursaspor,
Fenerbahçe,
Futbol,
Süper Kupa,
Trabzonspor
7 Şubat 2011 Pazartesi
Manisa'dan Mesaj Var!

Blog yazmak meşakkatli iş gerçekten. Sıcağı sıcağına yazmak isterken bunu bazen yapamamak pek olmasını istediğim birşey değil ama hayat koşturmaca ile devam etmekte ve herşeyi aynı anda yapmak mümkün değil. Neyse bu geç yazma konusunda duyduğum sıkıntıya vurgu yaptıktan sonra h.sonuna dair, Fenerbahçe ve futbol üzerine notları düşmek isterim.
Fener Manisa deplasmanında kazanalı neredeyse 48 saat olacak ve artık bununla ilgili onlarca yazı okumuşsunuzdur hatta rakiplerin puan kayıpları vs. derken ligdeki tablonun yepyeni görüntüsü üzerine de kendi lehine aleyhinden daha fazla hata yapılanların utanma duygusundan yoksun düzenledikleri basın toplantıları üzerine de.
Benim h.sonuna dair gördüğüm Fenerbahçe'nin sezonun 2. yarısında yakaladığı iyi serinin rakiplerde yarattığı tedirginlik. Bu kiminin oyununa kiminin konuşmalarına etki yapıyor. Trabzon'un elleri ayaklarına dolanmış vaziyette ve devre arasında lehlerine olan hatırı sayılır puan farkının bu kadar kısa sürede erimesine engel olamamaları ve buna çözüm üretememeleri eleştirilerin yönünü psikolojilerini iyi idare edemedikleri konusuna çevirmekte.
Bursa ise kimsenin etki etmediği apayrı ve özel bir alandaymışcasına gerilimden ve polemiklerden uzak bir ortamda, adeta sessiz-sakin maçlarını kazanarak psikolojik faktörlerin daha şimdiden çok zorlandığı lig yarışında avantajlarını kullanmaktalar. Skoru lehlerine çevirmekte zorlandıkları Sivas maçında da bitime çok az bir süre kala attıkları golle kritik bir galibiyet aldılar ama dediğim gibi insanların gözlerinin üzerlerinde fazla olmamasının avantajı çok net. Polemiklerin yönü onlara doğru değil ve bundan yararlanmaktalar.
Fenerbahçe ise Trabzon galibiyetinin ardından hep problem yaşadığı Manisa'da, birçok insanın puan kaybını muhtemel gördüğü yerde, formda Manisa'yı yenerek önemli bir mesaj verdi. Yıllardır futbol takip eden bizler biliriz ki bazı maçlar vardır şampiyonluk için mesaj veren türden, kazandığınız zaman rakiplerin rahatsız olduğu maçlardır onlar. İşte Fenerbahçe'nin Manisa'daki galibiyeti bu mesajı fazlasıyla içermekteydi. Hatta önemli detaylarla birlikte. Mesela Fenerbahçe maçların 60. dk.sından sonra oyundan düşüyor eleştirilerini çok duyduk bu sezon içerisinde. Manisa'da 1-0 geriye düşüldüğünde dk. 54'tü ve Fenerbahçe'nin ayaklanıp skoru terse çevirdiği goller 60. dk.dan sonra geldi.
Puan farkının 3 hafta içerisinde hem de Fenerbahçe'nin zor fikstür serisinden geçerken bu kadar kapanması çok olumlu ancak zor fikstür Kayseri ve İnönü'deki Beşiktaş maçlarıyla devam etmekte. Bu hafta Kayseri maçında alınacak galibiyet Eskişehir'e giden Bursa ve Sivas'a giden Trabzon'un maçlarını da düşünerek önümüzdeki hafta İnönü'de "kazanmak zorunda olmak" baskısını ortadan kaldıracaktır ki o maçın normal bir maç olmayacağı dün Beşiktaş yönetiminin kasıtlı ve pişkin basın toplantısıyla belli oldu.
Fakat şunu açıkça söylemek gerek ki devre arasında kupada kaybedilen Yeni Malatya maçı takıma ciddi bir tokat olmuş ve elde kalan tek hedef olan lig şampiyonluğu için adeta negatif bir ateşleyici!
Ayrıca gayet iyi bir ivme yakalayan Fenerbahçe'nin bir kez daha şampiyonluk yarışından kopmaması da dikkat çekilmesi gereken bir ayrıntı bana göre. Kaybeder veya kazanır onu şimdiden bilemeyiz ama takımın mesajı net: sonuna kadar mücadele!
Kesilmeden devam etmesi dileğiyle..
Fener Manisa deplasmanında kazanalı neredeyse 48 saat olacak ve artık bununla ilgili onlarca yazı okumuşsunuzdur hatta rakiplerin puan kayıpları vs. derken ligdeki tablonun yepyeni görüntüsü üzerine de kendi lehine aleyhinden daha fazla hata yapılanların utanma duygusundan yoksun düzenledikleri basın toplantıları üzerine de.
Benim h.sonuna dair gördüğüm Fenerbahçe'nin sezonun 2. yarısında yakaladığı iyi serinin rakiplerde yarattığı tedirginlik. Bu kiminin oyununa kiminin konuşmalarına etki yapıyor. Trabzon'un elleri ayaklarına dolanmış vaziyette ve devre arasında lehlerine olan hatırı sayılır puan farkının bu kadar kısa sürede erimesine engel olamamaları ve buna çözüm üretememeleri eleştirilerin yönünü psikolojilerini iyi idare edemedikleri konusuna çevirmekte.
Bursa ise kimsenin etki etmediği apayrı ve özel bir alandaymışcasına gerilimden ve polemiklerden uzak bir ortamda, adeta sessiz-sakin maçlarını kazanarak psikolojik faktörlerin daha şimdiden çok zorlandığı lig yarışında avantajlarını kullanmaktalar. Skoru lehlerine çevirmekte zorlandıkları Sivas maçında da bitime çok az bir süre kala attıkları golle kritik bir galibiyet aldılar ama dediğim gibi insanların gözlerinin üzerlerinde fazla olmamasının avantajı çok net. Polemiklerin yönü onlara doğru değil ve bundan yararlanmaktalar.
Fenerbahçe ise Trabzon galibiyetinin ardından hep problem yaşadığı Manisa'da, birçok insanın puan kaybını muhtemel gördüğü yerde, formda Manisa'yı yenerek önemli bir mesaj verdi. Yıllardır futbol takip eden bizler biliriz ki bazı maçlar vardır şampiyonluk için mesaj veren türden, kazandığınız zaman rakiplerin rahatsız olduğu maçlardır onlar. İşte Fenerbahçe'nin Manisa'daki galibiyeti bu mesajı fazlasıyla içermekteydi. Hatta önemli detaylarla birlikte. Mesela Fenerbahçe maçların 60. dk.sından sonra oyundan düşüyor eleştirilerini çok duyduk bu sezon içerisinde. Manisa'da 1-0 geriye düşüldüğünde dk. 54'tü ve Fenerbahçe'nin ayaklanıp skoru terse çevirdiği goller 60. dk.dan sonra geldi.
Puan farkının 3 hafta içerisinde hem de Fenerbahçe'nin zor fikstür serisinden geçerken bu kadar kapanması çok olumlu ancak zor fikstür Kayseri ve İnönü'deki Beşiktaş maçlarıyla devam etmekte. Bu hafta Kayseri maçında alınacak galibiyet Eskişehir'e giden Bursa ve Sivas'a giden Trabzon'un maçlarını da düşünerek önümüzdeki hafta İnönü'de "kazanmak zorunda olmak" baskısını ortadan kaldıracaktır ki o maçın normal bir maç olmayacağı dün Beşiktaş yönetiminin kasıtlı ve pişkin basın toplantısıyla belli oldu.
Fakat şunu açıkça söylemek gerek ki devre arasında kupada kaybedilen Yeni Malatya maçı takıma ciddi bir tokat olmuş ve elde kalan tek hedef olan lig şampiyonluğu için adeta negatif bir ateşleyici!
Ayrıca gayet iyi bir ivme yakalayan Fenerbahçe'nin bir kez daha şampiyonluk yarışından kopmaması da dikkat çekilmesi gereken bir ayrıntı bana göre. Kaybeder veya kazanır onu şimdiden bilemeyiz ama takımın mesajı net: sonuna kadar mücadele!
Kesilmeden devam etmesi dileğiyle..
Etiketler:
Bursaspor,
Fenerbahçe,
Futbol,
Süper Lig,
Trabzonspor
30 Ekim 2010 Cumartesi
Bursaspor 1 - Fenerbahçe 1

Fenerbahçe için sezonun en iyi oyunlarından, çok iyi mücadele, yakalanan ve verilen pozisyonlar..Maçın skoru 1-1 olunca doğal algı kaybedilen 2 puan şeklinde gözükse de sahadaki oyundan çıkarılması gereken anlamlar daha pozitif olmalı bence.
Maç önü yazısındaki kadro alternatiflerinden daha efektif olacağını düşündüğüm Cristian'ın ortaya dahil olduğu, Mehmet Topuz'un sağ kanatta başladığı ilk 11 tercihi maça giriş ve devam açısından olumlu teshir etti. Buna karşılık Bursaspor orta sahası da 5 kişilik bir ekiple yine kalabalıktı ancak geçen haftaki kalabalık Galatasaray orta sahasına göre daha hücumcuydu.
Maçın ilk yarısında Fenerbahçe'nin oyuna hükmettiğini, Emre, Mehmet Topuz ve Alex'in iyi performansları ile oyunda üstün gözüktüğünü söyleyebilirim. Fenerbahçe erken sayılabilecek dk.da güzel bir organizasyon golüyle de oyununun karşılığını da skora yansıttı. İlk yarıda Bursaspor'un Sercan ile önemli bir tehlikesi dışında Fenerbahçe'nin Bursa kalesine gittiği, topa daha fazla sahip olduğu bir oyun gerçekleşti.
İkinci yarıda iki takım da önemli pozisyonlar üretti, Bursaspor Sercan ile karşı karşıya tadında pozisyonlarda Volkan'ı geçemezken, Fenerbahçe Semih, Mehmet Topuz ve Emre'nin girişimlerinde topu çizgiden içeri sokamadı. Maçın kesinlikle güzel mücadeleye sahne olduğundan ve takip edenlere keyif verdiğinden bahsedebiliriz. Bursaspor da Fenerbahçe de kendi pencerelerinden maçı kazanamadıkları için üzgün olabilir ama diğer taraftan kaybetmenin daha kötü olduğunu düşünmek gerek özellikle gayet iyi oynasa da, mağlubiyeti haketmese de Fenerbahçe böyle düşünmeli.
Fikstürün kağıt üstündeki en zor kısmı geride kaldı ve şampiyonluk yarışında yukarıda olanların aralarında oynayacakları oldukça maç varken Fenerbahçe'nin o kağıt üstündeki avantajı gerçeğe dönüştürmesi gerek. Sezonun ilk yarısı bitene dek oynanacak 7 haftada yapılacak minimum kayıp Fenerbahçe adına çok önemli.
Maç önü yazısındaki kadro alternatiflerinden daha efektif olacağını düşündüğüm Cristian'ın ortaya dahil olduğu, Mehmet Topuz'un sağ kanatta başladığı ilk 11 tercihi maça giriş ve devam açısından olumlu teshir etti. Buna karşılık Bursaspor orta sahası da 5 kişilik bir ekiple yine kalabalıktı ancak geçen haftaki kalabalık Galatasaray orta sahasına göre daha hücumcuydu.
Maçın ilk yarısında Fenerbahçe'nin oyuna hükmettiğini, Emre, Mehmet Topuz ve Alex'in iyi performansları ile oyunda üstün gözüktüğünü söyleyebilirim. Fenerbahçe erken sayılabilecek dk.da güzel bir organizasyon golüyle de oyununun karşılığını da skora yansıttı. İlk yarıda Bursaspor'un Sercan ile önemli bir tehlikesi dışında Fenerbahçe'nin Bursa kalesine gittiği, topa daha fazla sahip olduğu bir oyun gerçekleşti.
İkinci yarıda iki takım da önemli pozisyonlar üretti, Bursaspor Sercan ile karşı karşıya tadında pozisyonlarda Volkan'ı geçemezken, Fenerbahçe Semih, Mehmet Topuz ve Emre'nin girişimlerinde topu çizgiden içeri sokamadı. Maçın kesinlikle güzel mücadeleye sahne olduğundan ve takip edenlere keyif verdiğinden bahsedebiliriz. Bursaspor da Fenerbahçe de kendi pencerelerinden maçı kazanamadıkları için üzgün olabilir ama diğer taraftan kaybetmenin daha kötü olduğunu düşünmek gerek özellikle gayet iyi oynasa da, mağlubiyeti haketmese de Fenerbahçe böyle düşünmeli.
Fikstürün kağıt üstündeki en zor kısmı geride kaldı ve şampiyonluk yarışında yukarıda olanların aralarında oynayacakları oldukça maç varken Fenerbahçe'nin o kağıt üstündeki avantajı gerçeğe dönüştürmesi gerek. Sezonun ilk yarısı bitene dek oynanacak 7 haftada yapılacak minimum kayıp Fenerbahçe adına çok önemli.
28 Ekim 2010 Perşembe
Bursaspor Deplasmanı

Fenerbahçe yarın akşam Bursapor deplasmanında kritik bir maça çıkacak. Geçen sezonun son haftasında şampiyonluğu kaybeden ile kazananın mücadelesinde Bursaspor'un o kazandığı şampiyonluğun rüzgarı ile yeni sezona başladığını söyleyebiliriz. Sezonun geride kalan 9 haftasında 1'i hükmen olmak üzere 7 galibiyet ve 2 beraberlik alarak şu ana kadarki periyotta önde kaçışlarını sürdürüyorlar.
Maç öncesi Fenerbahçe'nin geçen haftasonu oynadığı Galatasaray derbisinden sakatlıklar ve kart cezası nedeniyle hasarlı çıktığını, Niang - Dia ve Lugano'nun bu nedenlerle Bursaspor karşısında oynayamacaklarını biliyoruz. Halihazırda sakat olan Selçuk ve Özer ile de kadrodaki eksik oyuncu durumu ortada.
Bursaspor karşısında sahaya çıkacak ilk 11 konusunda Lugano / Bilica ve Niang / Semih değişiklikleri çok olası olduğu için orta saha kurgusu açısından 2 değişik alternatif var;
Bunlardan biri son haftaların sürekli ilk 11 başlayanı Dia'nın yokluğunda sağ kanatta Kazım'ın başlaması, Mehmet Topuz & Emre orta saha göbeği ve Stoch sol kanat şekli
Diğeri de son haftalarda gerek formu gerek kontenjanda sıkıştırması nedeniyle oynamayan Cristian'ın Emre ile orta saha merkezi paylaşması, Mehmet Topuz'un sağ kanada geçmesi, Stoch sol kanatta başlama şekli
Bu alternatiflerden orta sahada daha dirençli olmak ve geçen haftasonu Galatasaray'a karşı yaşanan problemleri azaltmak adına 2. kadro alternatifinin daha işlevsel olacağını düşünüyorum. Buna karşılık Bursaspor'un da orta sahasını nasıl kuracağı burada önemli olacaktır nitekim savunma konusunda oldukça titiz gözüküyorlar ve sezon başından beri yedikleri gol sayısı oldukça az (4) ancak diğer tarafta 9 maçta 24 gol atan bir Fenerbahçe var. Oldukça az gol yiyen ile çok gol atanın karşılaşmasında terazinin denge ağırlığını bozacak etken orta saha olabilir.
Maç öncesi Bursaspor lehine olan 6 puanlık fark düşünüldüğünde herkes kendi penceresinden maça farklı anlamlar yükleyecektir lakin Fenerbahçe geride kalan 9 haftalık zor fikstürünün ardından Bursaspor deplasmanından kazanarak çıkarsa her zaman kağıt üstünde vurgusu yaptığım fikstür avantajını lig yarışında lehine çevirecek şansa sahip olacaktır. Dikkatli bakıldığında yarışta yukarı zorlayan takımların birbirleriyle yapacakları maç sayısı hiç te az değil.
Maç öncesi Fenerbahçe'nin geçen haftasonu oynadığı Galatasaray derbisinden sakatlıklar ve kart cezası nedeniyle hasarlı çıktığını, Niang - Dia ve Lugano'nun bu nedenlerle Bursaspor karşısında oynayamacaklarını biliyoruz. Halihazırda sakat olan Selçuk ve Özer ile de kadrodaki eksik oyuncu durumu ortada.
Bursaspor karşısında sahaya çıkacak ilk 11 konusunda Lugano / Bilica ve Niang / Semih değişiklikleri çok olası olduğu için orta saha kurgusu açısından 2 değişik alternatif var;
Bunlardan biri son haftaların sürekli ilk 11 başlayanı Dia'nın yokluğunda sağ kanatta Kazım'ın başlaması, Mehmet Topuz & Emre orta saha göbeği ve Stoch sol kanat şekli
Diğeri de son haftalarda gerek formu gerek kontenjanda sıkıştırması nedeniyle oynamayan Cristian'ın Emre ile orta saha merkezi paylaşması, Mehmet Topuz'un sağ kanada geçmesi, Stoch sol kanatta başlama şekli
Bu alternatiflerden orta sahada daha dirençli olmak ve geçen haftasonu Galatasaray'a karşı yaşanan problemleri azaltmak adına 2. kadro alternatifinin daha işlevsel olacağını düşünüyorum. Buna karşılık Bursaspor'un da orta sahasını nasıl kuracağı burada önemli olacaktır nitekim savunma konusunda oldukça titiz gözüküyorlar ve sezon başından beri yedikleri gol sayısı oldukça az (4) ancak diğer tarafta 9 maçta 24 gol atan bir Fenerbahçe var. Oldukça az gol yiyen ile çok gol atanın karşılaşmasında terazinin denge ağırlığını bozacak etken orta saha olabilir.
Maç öncesi Bursaspor lehine olan 6 puanlık fark düşünüldüğünde herkes kendi penceresinden maça farklı anlamlar yükleyecektir lakin Fenerbahçe geride kalan 9 haftalık zor fikstürünün ardından Bursaspor deplasmanından kazanarak çıkarsa her zaman kağıt üstünde vurgusu yaptığım fikstür avantajını lig yarışında lehine çevirecek şansa sahip olacaktır. Dikkatli bakıldığında yarışta yukarı zorlayan takımların birbirleriyle yapacakları maç sayısı hiç te az değil.
ama bütün bunlar kağıt üstünde ve sahaya çıkıp mücadele etmek gerek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

