Karabük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karabük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2012 Pazartesi

Sırtımda Taşırım


Dün akşam Karabük deplasmanında son dönem engel olamadığımız kötü deplasman performansına devam ederek 2-1 kaybettik. Kötü oyun ve kötü mücadele vardı. Futbolda sizin dışınızda oyuna etki eden şartları ve bunların oyunun galibini belirleme ihtimalini bir kenarda tutarak hep dediğimi tekrar ediyorum: oynanan oyun ve mücadele rakipten daha iyi olsa zaten Fenerbahçe büyük ihtimal kazanır. Tabii ki bazen kötü oynadığınız zaman da kazanabiliyorsunuz.

Neyse, başlığa geri dönüyorum ve daha önce söylediğimi sahada alınan skordan bağımsız tekrar ediyorum:

Aykut hocam, seni gücüm bitene kadar sırtımda taşırım.

Ve bilirim ki gücümün bittiği yerde de benim gibi seni taşıyacak bir arkadaşım hep vardır.

1 Kasım 2011 Salı

Başka Bir Yolu Olmalı


Fenerbahçe'nin yenilmesi için başka birşey olmalı belki?

Çünkü Alex'in maçın 5. dakikasında kırmızı kart görmesi ardından 85+ dakika 10 kişi mücadele eden Fenerbahçe de kazandı. Bu şekilde olmadı, belki başka bir şekilde olabilir? Düşünmeye devam!

Temizlenme iddiasındaki ligin 9. haftasında Kadıköy'de Karabük ile karşılaşan Fenerbahçe Alex'in maçın hemen başında gördüğü hassas kırmızı kart ile 10 kişi kalmasına rağmen ekstra mücadele ederek, saha basmadık yer bırakmayarak ve hırsına hırs katarak maçı Bienvenu'nün golüyle 1-0 kazandı. Ligde en yakınında olanlardan 4'er puan mesafe ile önde ve yenilmezlik serisini 27'ye çıkarttı. Bu adamlar şikeci deme kolaylığına kaçanları haliyle yutkunmaya zorluyor, başka başka bahaneler üretmeye mecbur bırakıyor.

Dün akşam maç bittiğinde yere çöküp oturan futbolcular ortaya konan mücadelenin en net görüntüsüydü. Caner'in oyununun farkında mısınız? veya Cristian'ın, Bekir'in..

O herkesin beklediği iddianame kamuoyu ile paylaşıldığında puan tablosuna bakacaksınız; bir nefes çekeceksiniz, ondan sonra küme mi düşürürsünüz başka bir yola mı başvurursunuz o sizin bileceğiniz iş?

Ancak Fenerbahçe'yi yenmenin başka bir yolu olmalı
dün yine olmadı, belki yarın..

26 Mayıs 2011 Perşembe

Emenike Transferi


Fenerbahçe kazandığı 18. şampiyonluğun mutluluğu henüz tazeyken ilk resmi transferini Karabük'ten Emenike'yi 4 yıllık sözleşme ile renklerine katarak gerçekleştirdi.

Transfere dair genel geçer ilk tepkiler verilen bonservis ücreti üzerine oldu. Fenerbahçe Emenike transferi için Karabük'e 7 milyon euro + sözleşmesi sürerken satışı halinde ise 2 milyon euro daha verecek şekilde anlaştı. Tabii ilk etapta lanse edilen 9 milyon euro'yu ben de fazla yüksek bir fiyat olarak değerlendirenlerdenim. Hani hep denir ya 9 milyon euro veriyosan üzerine 2-3 milyon daha ekle, daha garanti baba adam al diye. Fakat son yıllarda o kadar çok gördük ki garanti baba adam, isim adam vs. ve bu gibi lafların aslında hiç te garanti olmadığını, transfer işinde aslında birçok faktörün yan yana gelerek başarıyı tetiklediğini..

Neyse, Emenike'nin kendisine dönecek olursak geçen sezon Kadıköy'de oynanan Karabük maçına dair yazdığım kayıtta Emenike'ye 1 paragraf ayırdığımı hatırladım. Yazı burada ama tamamını okumak istemeyenler için o 1 paragraf şöyle yazılmış;

Rakip forvet Emenike için kısa birşeyler yazmak gerek sanırım. Geçen sezon 1.lig'de gösterdiği performans aslında bugünlerin sinyalini net bir şekilde veriyordu. Gayet kuvvetli, yeri geldiğinde süratli bir forvet, tipik Afrikalı desek hani çok kötü bir genelleme yapmamış oluruz bence. Dün maçın genelindeki kuvveti ve attığı goldeki sürati Yobo ve Lugano'yu oldukça zorladı. Karabük için çok başarılı bir transfer.

Emenike'nin Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda transfer edildiğini biliyoruz. Burada Emenike'nin öne çıkan özelliklerinden fizik gücü ve pek tabi sürati önemli özellikler. Türkiye'ye özgü habercilik ile sezonun sonuna doğru yaşının gerçekten büyük olduğu haberleri ortaya atılsa da resmi olarak 1987 doğumlu olması da Aykut hocanın genç transferlerine bir yenisi olarak karşımızda. Genç ve başarıya aç, potansiyel adam ve tabi Aykut Kocaman'ın pasa dayalı ve oyunu daha süratli oynamaya yönelik düşüncesi için kritik bir tercih.

Kritik diyorum nitekim kadroda büyük usta Alex varken tek forvetle sahaya çıktığımız bir düzen mevcut ve elde Niang gibi bir forvet varken Emenike'nin alabileceği pozisyon şimdilik soru işareti olarak beklemekte. Niang'ın veya Emenike'nin kanat forvet gibi oynatılma alternatifleri vs. gibi şeyler konuşulacaktır.

Ben bu transferde Şampiyonlar Ligini aklıma getirdim. Şöyle bir argüman var ya, "abi adam Karabük'te kapalı savunmalara karşı oynamıyordu ki" gibi..işte Şampiyonlar Ligi Emenike için daha da parlamak adına bir fırsat diye düşünüyorum.

Transfer konusunda önceden ahkam kesmenin her daim sorun olacağını düşünürüm. Transfer yapıldığı an tabi ki artısıyla eksisiyle yorumlanır, takıma katabilecekleri ile değerlendirilir. Emenike'nin de yeni sezonda göstereceği performansa göre tekrar geriye dönüp transfer olduğunda neler denmiş bakacağız sanırım.

Kariyerinin Fenerbahçe'de daha da parlaması dileğiyle..

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Karabük Deplasmanı


Şampiyonluk mücadelesinde bir hafta daha geride kaldı fakat bitime iki hafta kala değişen birşey yok. Fenerbahçe Karabük deplasmanında 1-0 kazanırken, Trabzon İzmir'de Buca'yı 2-1 yenerek son iki haftaya puan eşitliğinde ikili averaj farkıyla girdiler.

Fenerbahçe'nin fikstüründe kalan en zor maç konusundaki ağırlıklı fikir Karabük deplasmanını işaret ediyordu lakin Fenerbahçe'nin her maçı çok zor! Fenerbahçe'ye İnönü zor, Seyrantepe zor, Kadıköy'de Bursa zor, Antep zor, Karabük deplasmanı zor, gelecek hafta Kadıköy'deki Ankaragücü maçı zor. Peki ya bu maçlar Trabzon'a zor değil mi?

Psikolojik faktörlerin hep Fenerbahçe aleyhine olması hatta bazen bu psikolojik faktörleri geçip alenen somut örneklerin (bürokratik soslu Trabzon'un şampiyon olmasını istiyoruz beyanları vb.) göz önünde olması eşit olması gereken şampiyonluk yarışı üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Emenike oynamadığı için komplo teorileri üretenler, Buca'nın yelkenleri suya indirmiş kadrosunu ve farklı pozisyonlarda oynatılan oyuncuları hakkında konuşmak istemiyorlar. Selçuk Karabük'te kırmızı kart görmeliydi diyen birisi bir hafta önce Trabzon-Antep maçında ceza sahası dışında olup faul olmayan pozisyonda olan penaltı + kırmızı kart için doğru karardı diyebiliyor. Bu örneklerin bildiğiniz üzere sonu yok. Zihinler oldukça geniş ve yaratıcı, herkes tertemiz onuruyla mücadele ederken; Fenerbahçe günahlarına her gün bir yenisini ekliyor!

Neyse futbola dönmeye çalışırsak Karabük deplasmanı beklendiği gibi zor oldu. Özellikle ilk yarıda etkili ataklar geliştirdiler, Fenerbahçe kalesinde tehlikeler yarattılar ve buna karşın birkaç pozisyon dışında Fenerbahçe rakip kaleyi fazla zorlayamadı. Özetle Karabük gayet konsantre ve iyi mücadele ederken Fenerbahçe istediği baskıyı kuramadı diyebiliriz. Maçların ilk yarıları bittiğinde Trabzon Buca karşısında 1-0 öndeyken Karabük'te ise gol yoktu. Stres Fenerbahçe'den tarafta, gergin bir bekleyiş hakimdi. Maçın 2. yarısında daha etkili oynayan ve şampiyonluk için aradığı golü Lugano ile bulan Fenerbahçe Karabük deplasmanından bir önemli 3 puan daha çıkartarak son 16 lig maçındaki 15. galibiyetini elde etti. Fenerbahçe'de inanılmaz bir mücadele ortaya koyan, sayısız kritik kademenin ve müdahalenin sahibi Gökhan Gönül Fenerbahçe'nin en iyisiydi. Zaten kişisel fikrim Gökhan Gönül'ün şu anda bu ligin en iyi yerli oyuncusu olduğu şeklinde.

Maça dair akılda kalan görüntülerden biri olarak Karabük kalecisi Tomiç'in 90+ da kullanılan kornerde kaleyi bırakıp Fenerbahçe ceza sahasına gelmesini not etmek gerek. Belki atacağı gol ve Karabük'e kazandıracağı 1 puan onun için çok önemliydi? Olabilir diyelim, geçelim. Karabük yedek kalecisi Bülent Ataman'ın beğenmediği hakem kararının ardından sahaya attığı ayakkabısından ise hiç söz etmeye gerek yok, 2 hafta sonra da gerekirse Trabzon maçında atar, bunu da geçelim.

Fenerbahçe'nin 2 hafta daha sabretmesi, dayanması gerek. Bu hafta Ankaragücü maçı da Karabük maçından farklı olmayabilir. Sakin olmak, sahadaki mücadeleyi bırakmadan sonuna kadar şampiyonluk için savaşmak gerek.

Herkes tribünde ve sahada dişini biraz daha sıksın.