Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2012 Cuma

Krasic Transferi


Güzel transfer, önemli transfer. 2 sezon önce de Aykut hoca'nın istediği, o zaman Juventus ve İtalya Serie A'nın ağır basması nedeniyle olmayan ancak yine bugün öneminden birşey kaybetmemiş bir transfer. Bir taşla ikiden fazla kuşu vuran bir transfer Krasic transferi. Kuyt ve Mehmet Topuz'un birden fazla bölgede oynayabilme özelliklerini tetikleyen bir transfer. Benim açımdan Mehmet Topuz'un orta sahaya alınmış yeni bir oyuncu olmasına neden olan bir transfer.

Milos Krasic şöyledir, böyledir, şu özelliğine bayılacaksınız diyecek halim yok lakin Krasic transferinin uzun vadeli bir Aykut Kocaman transferi olduğunu, özellikle ayrılık vaktinde çok üzüleceğimiz Alex'in olmadığı önümüzdeki sezon bu transferin değerinin ortaya çıkacağını söylemek isterim. Zamanı gelince belki dönüp buraya bakar ve gülümseriz.

Bir de bu transferin taraftar etkileri açısından bir paragraf açmak gerekirse, taraftarda oluşan ve beni son birkaç gündür rahatsız eden "Krasic tamam güzel transfer de orta saha merkeze adam lazımdı, Vaslui serisi başlamadan alsaydık, çok geç kaldık!" serzenişlerine kurban gitmemeli bu transfer. Bizim oturduğumuz yerden düşündüğümüz gibi veya menajerlik oyunundaki gibi olmuyor transfer işleri ve "parayı bastır adamı al" düşüncesi ile hiç alakası olmayan çok güzel bir hocamız var. Günü kurtarmanın değil planlı transferin, uzun vadeli kadro yapılarının ve yapılan transferin kapsadığı en ince detaya kadar düşünmenin doğru olduğu bir bakış açısı. Aykut hocayı çok sevmenin detaylarından sadece bir tanesi.

Milos Krasic hoş geldi, rüzgar sevenlerin gözü aydın!

3 Haziran 2012 Pazar

Dirk Kuyt Transferi


Transferi duyar duymaz aklıma gelen ilk cümle "tam bir Aykut hoca transferi" oldu. Güzel transfer olmasının içine herkes kendine göre değişik kriterler ekleyebilir ama benim için Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'nin hoca olarak dümenine geçtiğinden beri getirmek istediği ve uyguladığı transfer politikası önemli ve bundan oldukça mutluyum.

Bildiğiniz üzere hoca bize aç oyuncu lazım diyerek önemli bir transfer yolu açmıştı. Buraya kimlerin girdiğini ve yer aldığını biliyorsunuz. Onun dışında ise profesyonel ve ismi futbolla ilgilenenler için bilindik, süperstar yıldız sınıfında olmayan ancak takıma yarar sağlayacak kadar iyi transferler oldu. Dirk Kuyt bu sınıfta iyi bir transfer ve daha golcü özellikte olmasına rağmen Niang ta bu sınıftaydı. Marsilya ve Liverpool gibi takımlarda uzun süre istikrarlı oynama, bariz katkı verme ve mücadeleci iyi profesyoneller..Alex apayrı bir örnek olsa bile bu sınıfa gireceklerden..istikrarlı, takıma katkısı çok fazla ve takım için elinden gelen mücadeleyi sonuna kadar veren profesyonel yıldız isimler..

Dirk Kuyt ta bilinen Liverpool kariyeri, milli takımda üstlendiği roller ile herkes tarafından bilinen ama görevini yerine getirmek için sonuna kadar mücadele eden bir futbolcu. Kanat forvet oynaması güzel bir alternatif ve takımın hücum kombinasyonlarında avantaj yaratacaktır.

Transferi her açıdan değerlendirdiğimizde çok başarılı gözüküyor ve bunun için Aykut hocaya teşekkür etmeli, belli bir süreye yayılan Brezilya ağırlıklı transfer politikasını bambaşka bir yöne ve çizgiye getirdiği için mutlu olmalıyız, en azından ben bu durumdan gayet mutluyum.

Dirk Kuyt'a Fenerbahçe forması altında başarılar diliyorum..

27 Ocak 2012 Cuma

Moussa Sow Transferi


Öncelikle içinde bulunduğumuz süreç, geleceğe dair belirsizlik ve hepimizin bildiği şartları düşününce bu transferi gerçekleştirmek önemli birşey diye söze girmek isterim. Moussa Sow'u ne doktorlar, ne mühendisler istedi ama onu Fenerbahçe aldı gibi birşey demek istemediğimi tahmin ediyorsunuz diye varsayıyorum.

Fenerbahçe şikeci damgası vurulduğu, her hafta rakı masalarına meze yapıldığı ama etinden-sütünden yararlanıldığı bu sezonun 22 haftasını Semih ve Bienvenu (sayı ile 2) forvet hattı ile geride bıraktı. Forvetlerin form durumu, sonuca giden yetersizliklerini tekrarlamadan bu süreci lig performansı açısından gayet başarılı geçtiğini düşündüğümü söyledim. Bu sezon tekniğe-taktiğe girmiyorum ama Fenerbahçe'nin mücadelesinin bir ayağının sahada olduğunu düşünüyorum ve eğer bir transfer yapılacaksa bu forvet pozisyonu için olmalıydı.

Moussa Sow tam bir Aykut Kocaman transferi. Hocanın transferdeki Fransa radarını hepimiz biliyoruz. Oyun tarzlarını, mücadeleci yapılarını, hız, genç yaş, kendini gösterme hevesi diğer tabirle aç oyuncu profili kriterlerini sıklıkla burada arıyor. Bazılarınız seviyor, bazılarınız sıkıldı ama aç oyuncu için sürekli tekrar ettiğim tam ekmek kavurma-kaşar tabiri var. Stoch ve Dia transfer edildiğinde transfer ücreti yerine tam ekmek arası kavurma-kaşar'a talim çocuklar demiştim. Yaşı küçük ve kendini göstermeye çabalayacak potansiyel yetenekler için kullandığım bu tabir bu sezon Bienvenu ile devam etti.

Moussa Sow'un da bu tam ekmek kavurma-kaşar ekolünden olduğunu düşünüyorum. Bienvenu de tam ekmek, Sow da tam ekmek nasıl oluyor bu iş diyorsanız burada ekmeğe biraz daha geniş açılı bakmanızı rica edeceğim. Rennes'de kendini biraz göstererek Lille'e transfer olan ve burada 25 gol ile Ligue 1 gol krallığını kapan Sow'un kariyerinin gelişime açık olduğunu, Ligue 1 gol kralı oldum, işim bitti demeyeceğini ve dolayısıyla halen aç olduğunu biliyoruz.

1986 doğumlu Sow'un Fenerbahçe'nin eksik olduğu forvet hattına güç katacağını ve Fenerbahçe'nin mücadelesine destek olacağını düşünüyorum. Fakat şunu söylemek gerek; Sow Niang değil. Niang buraya gelirken Marsilya'da başardıkları ve yanında getirdiği tecrübesi vardı. Sow ondan 7 yaş küçük, Ligue 1 gol krallığını kapmış ve kendini daha ileri taşıyacak potansiyele sahip. Aykut Kocaman'ın oyununda etkili olması gayet muhtemel ve hocanın istediği özelliklere sahip bir oyuncu profili.

Benim açımdan gol başına bir tam ekmek kavurma-kaşar teklifi geçerli.

Fenerbahçe yolu açık olsun..

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Lugano'ya Veda


Aslında içinde bulunduğumuz fazlasıyla zorlayan süreç dışında her yaz sezonu özellikle Serie A takımlarının seninle ilgilendiğini duyardık, gidecek gibi olurdun ama Fenerbahçe formasını giymeye devam ederdin. Sahadaki mücadelenle, döktüğün terle bu yaz sezonu gidiş ihtimallerini hep unuttururdun. Menajerini sevmem, belki onun parmağı var bu sürekli gidebilme ihtimalinde ama şimdi gerçekten gittin. Sözleşmene nasıl girdiğini anlamadığım o düşük bonservis bedelinin de yine anlayamadığım bir şekilde daha altında bir bedelle PSG yollarına düştün.

Biliyorsun sen ezeli rakipler için çirkeftin, pisliktin, tam Fenerbahçe'ye göre adamdın! Oysa onlardan birinde oynasan takımın ruhu, kulübün sembolü olurdun! Aslında 5 sezonda da herkes kendi Lugano'sunu aradı ama bulamadı! Şimdi de gittiğin için rahat eden rakip çoktur! Bana göre arada sırada oynadığın çok az sayıda kötü maç dışında hep belli bir çizginin üstünde, rakiplerin de içinden geçirerek yorum yaptığı şekilde iyi oynadın.

Seninle ilgili geride kalan 5 sezonda o kadar akılda kalan fotoğraf karesi var ki, hepsi de aksiyon ve yukarıdaki gibi isyan içeriyor! Ben aralarından geçen sezon Arena'da oynanan ilk Galatasaray - Fenerbahçe derbisinden akılda kalan ve halen o rakı şişesini kimin attığını bulmadıkları! senin çok hoşuma giden o rakı şişesini tutan ve isyan eden fotoğrafını seçtim.

Zaten futbolcuya göre alkol eşleşmesi yapsak sana rakıyı seçerim, karşılıklı oturur içerim.

Yolun açık olsun..

20 Haziran 2011 Pazartesi

Tuncay Geri Dönerse


Tuncay'ın dün Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman ile görüşmesinin ardından yapılan haber ve yorumlar doğal olarak kendisinin Fenerbahçe'ye geri dönüşü üzerine oldu. Transferle ilgili henüz kesin veya net bilgiler yok ancak taraftar Tuncay'ın Fenerbahçe'ye geri dönüşü üzerine görüşlerini hızlıca ifade etmiş görünüyor.

İlk bakışta gözlemleyebildiğim Tuncay'ın geri dönüşü konusunda negatif görüşlerin daha çok olduğu yönünde. Bu negatif görüşler arasında en öne çıkanlar: 1) Fenerbahçe'yi bırakıp gitmesi (ki burada taraftarın bir kısmı Middlesbrough tercihini sorguluyor ve hatta bedelsiz olarak takımdan ayrılmasına vurgu yapıyor), 2) gittiği Premiership'te Middlesbrough ve Stoke City ile vasat veya vasat altı performansı ve son olarak şansını denemek üzere gittiği Bundesliga'da Wolfsburg ile neredeyse yeterince oynayamaması yani özetle Tuncay'ın performansı.

Öncelikle Tuncay'ın Middlesbrough tercihini sorgulamanın doğru olmadığını düşünenlerdenim. Fenerbahçe'den Premiership'e geçerken Manu, Chelsea, Arsenal veya Liverpool'a transfer olamayabilirsiniz. Tottenham, Everton veya Aston Villa'ya olsun o zaman diyenler var mı bilmiyorum ama bu olaya böyle değil Tuncay'ın hedefleri açısından bakmak gerektiğini düşünüyorum. Tuncay ne düşündü bilemiyorum ama bana ilk anda Middlesbrough'nun yukarı tırmanmak adına bir basamak olması fikri çok mantıksız gelmemişti. Ligin alt sıralarındaki gücü sınırlı takımda kendini ligin abilerine gösterebilmek konusunda tabiki fikirler çeşitli olacaktır ve hatta bu hedefin kolay olmadığını sorgulayanlar çok olabilir ancak buna sırf Fenerbahçe'den daha güçsüz bir takıma gitmesi fikriyle karşı çıkmak ta bence fazla bencil bir düşünce.

Burada Tuncay'ın Fenerbahçe'ye bonservis bedeli kazandırmadan gitmesi konusuna geçiş yaparsak; bu konu hakkındaki negatif yorumları da çok mantıklı bulduğumu söyleyemiyorum. Tuncay Fenerbahçe'ye katıldığı 2002-03 sezonundan ayrıldığı 2006-07 sezonu sonuna kadar oynadığı 5 sezonda 3 şampiyonluk yaşadı ve kazanılan şampiyonluklarda katkısı herkesin hafızasında olmalı. Takımdan ayrılırken sözleşme yenileseydi de para kazandırsaydı fikri yerine forma giydiği sürede kazandırdıklarına bakma taraftarı olduğum için bu bonservis konusuna da çok anlam veremiyorum. Kaldı ki sözleşme uzatan oyuncunun transferinin oyuncunun serbest olduğu duruma göre daha zor olması da çok normal bir durum. Sonuç olarak bunlar benim futbola bakışımda kızabileceğim veya negatif bakabileceğim şeyler değil.

Tuncay'ın performansı konusuna gelirsek; Fenerbahçe'den ayrıldığdan beri geçen 4 sezonda anlık performans parlamaları hariç vasatı aşamayan hatta hayal kırıklığı yaratan bir performans sergilediğini ve hedeflerinden oldukça uzak kaldığını söylemek gerek. Tuncay şu an Fenerbahçe'den ayrılırken bildiğimiz Tuncay değil, bu çok belirgin. Fenerbahçe'ye geri dönmesi konusunda da insanların performans odaklı negatif bakışını anlayabiliyorum. Fenerbahçe'de oynadığı dönemlerden aklımda kalan en büyük Tuncay özelliği mücadeleci, inatçı yapısının yanında isyan ettiren savrukluğudur. Mesela Tuncay en olmadık yerden en olamayacak şekilde golü rakip filelere gönderebilir ama çok kolay veya müsait bir pozisyonda o kadar kötü bir bitirici vuruş yapar ki işte Tuncay bu dersiniz.

Wolfsburg'un 5 milyon euro'ya Stoke City'den transfer ettiği Tuncay'ı ne kadar bir bedelle Fenerbahçe'ye vereceğini bilemiyorum ama bundan belki daha da önemlisi Tuncay geri dönerse performansı ne olur, onu hiç bilemiyorum. Futbolda kötü geçen sezonların ardından oyuncuların kazandığı başarıları, yaşadıkları heyecanları ne olursa olsun yeniden başarılı olup; yakın zamandaki kötü performansı silmek için çabalayacağını düşünürüm.

Tuncay da eğer Fenerbahçe'ye geri dönerse sanırım şu yakın geçmişteki hayal kırıklığı görüntüsünü silmek için çok çabalayacaktır veya çabalamaya mecburdur.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Emenike Transferi


Fenerbahçe kazandığı 18. şampiyonluğun mutluluğu henüz tazeyken ilk resmi transferini Karabük'ten Emenike'yi 4 yıllık sözleşme ile renklerine katarak gerçekleştirdi.

Transfere dair genel geçer ilk tepkiler verilen bonservis ücreti üzerine oldu. Fenerbahçe Emenike transferi için Karabük'e 7 milyon euro + sözleşmesi sürerken satışı halinde ise 2 milyon euro daha verecek şekilde anlaştı. Tabii ilk etapta lanse edilen 9 milyon euro'yu ben de fazla yüksek bir fiyat olarak değerlendirenlerdenim. Hani hep denir ya 9 milyon euro veriyosan üzerine 2-3 milyon daha ekle, daha garanti baba adam al diye. Fakat son yıllarda o kadar çok gördük ki garanti baba adam, isim adam vs. ve bu gibi lafların aslında hiç te garanti olmadığını, transfer işinde aslında birçok faktörün yan yana gelerek başarıyı tetiklediğini..

Neyse, Emenike'nin kendisine dönecek olursak geçen sezon Kadıköy'de oynanan Karabük maçına dair yazdığım kayıtta Emenike'ye 1 paragraf ayırdığımı hatırladım. Yazı burada ama tamamını okumak istemeyenler için o 1 paragraf şöyle yazılmış;

Rakip forvet Emenike için kısa birşeyler yazmak gerek sanırım. Geçen sezon 1.lig'de gösterdiği performans aslında bugünlerin sinyalini net bir şekilde veriyordu. Gayet kuvvetli, yeri geldiğinde süratli bir forvet, tipik Afrikalı desek hani çok kötü bir genelleme yapmamış oluruz bence. Dün maçın genelindeki kuvveti ve attığı goldeki sürati Yobo ve Lugano'yu oldukça zorladı. Karabük için çok başarılı bir transfer.

Emenike'nin Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda transfer edildiğini biliyoruz. Burada Emenike'nin öne çıkan özelliklerinden fizik gücü ve pek tabi sürati önemli özellikler. Türkiye'ye özgü habercilik ile sezonun sonuna doğru yaşının gerçekten büyük olduğu haberleri ortaya atılsa da resmi olarak 1987 doğumlu olması da Aykut hocanın genç transferlerine bir yenisi olarak karşımızda. Genç ve başarıya aç, potansiyel adam ve tabi Aykut Kocaman'ın pasa dayalı ve oyunu daha süratli oynamaya yönelik düşüncesi için kritik bir tercih.

Kritik diyorum nitekim kadroda büyük usta Alex varken tek forvetle sahaya çıktığımız bir düzen mevcut ve elde Niang gibi bir forvet varken Emenike'nin alabileceği pozisyon şimdilik soru işareti olarak beklemekte. Niang'ın veya Emenike'nin kanat forvet gibi oynatılma alternatifleri vs. gibi şeyler konuşulacaktır.

Ben bu transferde Şampiyonlar Ligini aklıma getirdim. Şöyle bir argüman var ya, "abi adam Karabük'te kapalı savunmalara karşı oynamıyordu ki" gibi..işte Şampiyonlar Ligi Emenike için daha da parlamak adına bir fırsat diye düşünüyorum.

Transfer konusunda önceden ahkam kesmenin her daim sorun olacağını düşünürüm. Transfer yapıldığı an tabi ki artısıyla eksisiyle yorumlanır, takıma katabilecekleri ile değerlendirilir. Emenike'nin de yeni sezonda göstereceği performansa göre tekrar geriye dönüp transfer olduğunda neler denmiş bakacağız sanırım.

Kariyerinin Fenerbahçe'de daha da parlaması dileğiyle..

1 Eylül 2010 Çarşamba

Joseph Yobo Transferi


Fenerbahçe'de 6+2+2 yabancı kontenjanının sonuncu hakkı olan yabancı transferi resmi transfer süresinin dolmasına 1 gün kala Everton'ın Nijeryalı stoperi Joseph Yobo ile dolduruldu. bu transferin pozisyonu önceki yazılarda vurgulamaya çalıştığım üzere savunmanın ortasında Bilica'dan daha iyi bir oyuncunun bulunabileceği ve hatta bulunması gerektiği açısından oldukça önemli bence. konuyu dağıtmadan şunu da eklemek gerek; uzun süredir satılması için görüşülen ancak an itibariyle satılamayan Güiza nedeniyle stoper pozisyonu gibi orta sahada defansif pozisyona da takviye yapılabilirdi. Yobo transferi ve Güiza nedeniyle Fenerbahçe şu anda 10 yabancı hakkını da kullanmakta.

Yobo'ya dönecek olursak; 6 Eylül 1980 doğumlu futbolcu kariyerine Michellin Port-Harcourt'ta başlamış ve 1998 yılında Standard Liege'e transfer olmuş. Standard Liege formasını 3 sezonda 46 kez giymiş ve ardından Marsilya'ya transfer olmuş. Ancak Yobo Marsilya'nın formasını giymeden İspanya'ya Tenerife'ye kiralanmış ve buradaki kısa serüvenin ardından Marsilya'ya dönmüş. 2002 yazında Japonya / G.Kore ortaklığında düzenlenen Dünya Kupası grup maçlarında Nijerya ile 3 kez sahaya çıkıp boy gösteren (toplamda 69 kez milli forma giymiş) Yobo 2002 yılından bugüne dek formasını giyeceği Everton tarafından transfer edilmiş. Yobo'nun istikrarı adına önemli bir detay: 2002'den bugüne kadar 8 yıl boyunca Premiership'te Everton formasını istikrarlı bir şekilde giyerek tam 220 resmi maça çıkmış.

Yobo'nun Fenerbahçe savunmasına Premiership'te sürekli ve uzun yıllar boyunca istikrarlı forma giymesi, güçlü fiziği (1.88 m.) ve dolayısıyla hava hakimiyeti ile ekstra güç katacağı aşikar. blog yazılarında vurguladığım "Bilica'dan daha iyi bir stoper alınabilir / alınmalı" cümlelerinin karşılığını bulabileceğimizi düşündüğüm Yobo Everton forması ile çok sıklıkla denenmese de ihtiyaç durumunda savunmanın önünde defansif orta saha da oynayabiliyor. Yobo'nun Bilica'da eksik gördüğümüz özellikleri maçın içinde daha dengeli bir oyun sergileyerek gidereceğini ve Lugano ile daha sıkı bir savunma göbeği oluşturacağını düşünüyorum.

transferin gelişimine de değinmek gerek. Aykut hoca PAOK serisi sonunda savunmaya takviye vurgusunu arttırmıştı ancak bugün öğlen saatlerinden sonra İngiliz basınından görene kadar sanırım kimse Yobo ismini telaffuz etmiyordu. transferin kiralık olması detayını da atlamamak gerek nitekim Yobo'nun Everton ile sözleşmesi 2014 yazında sona erecek.

bir de şans bu ya, Emre Belözoğlu ile Yobo'nun yolları Fenerbahçe öncesi Emre Newcastle'da oynarken kesişmiş, herkesin bildiği gibi saha içindeki ırkçı söylemler suçlamasının aktörleri de bu iki isim olmuştu. ardından yapılan mahkeme soruşturması ile Emre Belözoğlu aklanmıştı. ilginç detay hakkaten. Samandıra'da bunun üzerine muhabbet edeceklerdir sanırım.

yazıyı bitirirken -yorum yapmadan- sadece dikkat çekmesi açısından Aykut Kocaman'ın transferlerini ve oyuncuların ülkelerini yazmak istiyorum;

Miroslav Stoch - Slovakya
Issiar Dia - Fransa doğumlu Senegal
Mamadou Niang - Senegal
Joseph Yobo - Nijerya

ve daha sağlam bir Fenerbahçe savunması için Yobo'ya başarılar..

23 Temmuz 2010 Cuma

Issiar Dia Transferi


biraz gecikmeli ama üzerine yazılması gereken bir transfer Issiar Dia. herşeyden önce Fenerbahçe'de Aykut Kocaman'ın takımın başına geçmesi ile başlayan dönüşümün sinyallerinden biri bu transfer. tıpkı Stoch transferi gibi Dia transferi de Fenerbahçe'nin yüzünü başka bir yöne çevirdiğini gösteren gelişmelerden. yabancı transferde yaşları bu kadar küçük olan oyuncuların, yıldız olmayan ama potansiyel yıldız olma ihtimali olan oyunculara yönelmek, sürekli Brezilyalı futbolculara tamah eden yapının artık Slovak - Senegal asıllı Fransız gençlere yönelmesi istediğimiz, beklediğimiz değişimler..

Aykut Kocaman'ın Belçika kampında yaptığı son basın toplantısında ifade ettikleri benim açımdan çok değerliydi, birçok Fenerbahçeli için de böyle olduğunu biliyorum. bize aç oyuncu lazım diyor Aykut hoca, Fenerbahçe'ye geldiğinde kendini buraya ait hissedecek, Fenerbahçe'ye değer katacak oyuncuların transferinden bahsediyor. buradan gideceği zaman da kulübe para kazandırmasının da önemsiz bir detay olmadığını vurguluyor.

Issiar Dia 1987 doğumlu, altyapı eğitimini Fransa'da almış, Fransa 21-19 yaş altı takımlarında oynatılmış ancak son tercihini Senegal milli takımdan yana kullanmış. profesyonel kariyerine 2004'te Fransa 2. lig takımlarından Amiens'te başlamış ve 2 sezon sonra Nancy'ye transfer olmuş. 2006-2007 sezonundan Fenerbahçe'ye gelene kadar 4 sezonda Nancy'de düzenli forma giydiğini söyleyebiliriz. izlenimim topla ve topsuz süratli, dikine oynayan bir kanat adamı. kısa boyu ile pire gibi bir adam izleme ihtimali mevcut. Aykut hocanın bilerek ve özellikle seçerek yaptığı bir transfer olması da beni ayrıca umutlandırıyor. Fenerbahçe taraftarının bu genç yabancı transferlere tribünden desteğini esirgememesi, topu beklediği gibi stop edemediği veya istenen yere pası atamadığı zaman homurdanmaması gerek. bu çocukların altyapısının iyi olduğu, yetenekleri olduğu açık. Fener'in ışığına ışık katacak olmaları muhtemel ve negatif değil pozitif enerjiye ihtiyaç var. bunu yapan büyük bir kitle var ama genele yaymak gerek.

Fenerbahçe'de bir dönüşüm olacaksa bu Aykut hoca ile olacak.

güzel günlere uzak olmadığımızı düşünüyorum.

11 Haziran 2010 Cuma

Stoch Transferi


futbol takımı adına güzel bir transfer başlangıcı. beklemiyordum, bir anda duyunca haliyle şaşırdım ve umutlandım..geçen sezon Avrupa Ligi grup aşamasında Twente ile oynadığımız maçlardan hatırlıyoruz ve bugün başlayacak Dünya Kupası'nda İtalya, Paraguay ve Yeni Zelanda'nın olduğu grupta Slovakya forması ile kendisini izleyebiliriz..

Stoch transferinde bana göre öne çıkan detaylar;
- takım rotasyonunda en sıkıntı çektiğimiz mevkiye yapılmış bir transfer, sol açık ağlıyordu!
- 1989 doğumlu olması, 21 yaşında bir yabancı transferi yaptığımızı hatırlamıyorum
- beni artık çok sıkan brezilyalıya tamah etmek yerine avrupalı (hatta bünyede orta avrupa dinamizmini bulunduran) bir transfer
- ve bu çocuğun 17 yaşında iken chelsea gözcüleri tarafından keşfedilip ingiltereye getirilmesi

Galatasaray'ın 2-3 haftadır listesinde olduğu söylenen adamı bizim hiç hesapta yokken alacağımızı düşünmek istemiyorum, aklıma ilk anda lan bu herifi gs alıcaktı jetonu düşse de, sezon içindeki Twente maçlarında Aykut Kocaman'ın elemanı gözüne kestirdiğini ve ihtiyacın çok bariz olduğu yere uygun gördüğünü düşünüyorum..